Taraflar arasında görülen davada verilen 21.06.2011 tarih ve 2010/124-2011/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2008/24739 sayı ile 3, 9, 24. ve 43. sınıflarda "" ibareli marka için tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı kurumun sayılı ibareli markaları mesnet göstererek 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesi uyarınca müvekkili başvurusundan 3. ve 9. sınıflardaki bir kısım ürünleri çıkardığınıa yaptıkları itirazın da reddedildiğini, ancak, müvekkili başvurusundaki özgün şekil unsurunun ayırdediciliği sağladığını, bu nedenle redde mesnet markalarla ayırdedilemeyecek derecede bir benzerliğinin bulunmadığını, müvekkilinin reddedilen mal ve hizmetleri de kapsayan ibareli önceki markalarının bulunduğunu, bu markalara müvekkilince tanınmışlık vasfı kazandırıldığını, dava konusu başvurudan önce kullanım sonucu ayırdedicilik sağlandığını, başvuruya konu ibarenin ayrıca ticaret ünvanının esas unsuru olduğunu ileri sürerek sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı başvurusuna konu işaret ile redde mesnet markaların aynı/ayırdedilemeyecek kadar benzer olduğunu, şekil unsurun farklılaştırmaya yetmediğini, müvekkilince aynı/benzer emtiaların başvurudan çıkartıldığını, davacı adına tescilli markaların redde konu mallar için müktesep hak oluşturacak niteliğinin bulunmadığını önceki kullanımın KHK'nın 7/1-b maddesi incelemesine istisna teşkil etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu marka başvurusu ile redde mesnet markaların 556 sayılı maddesi anlamında aynı/ayırdedilemeyecek kadar benzer olduğu, şekil unsurunun bu benzerliği ortadan kaldırmadığı, başvurudan aynı/aynı tür mal ve hizmetlerin çıkarılmasının ve bu doğrultudaki kararının yerinde bulunduğu, tanınmışlık iddiasının bu davada değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
.../...
-2-
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy