Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 20/06/2013 tarih ve 2012/474-2013/147 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, rıtma sahasından çıkan molozun taşınması konusunda taraflar arasında imzalanan 05.01.2001 tarihli sözleşmenin 05.01.2003 tarihine kadar uzatıldığını, ancak davalı tarafın sözleşmeyi 20.06.2002 tarihinde haksız olarak feshedip taşıma işini başka şirketler aracılığı ile yapmaya başladığını, fesihten önceki alacağın faizi olarak 44.670.869.000 TL, akaryakıt fiyat farkı olarak 151.516.330.931 TL, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet zarar olarak 15.000.000.000 TL, menfi zarar olarak da 5.000.000.000 TL olmak üzere toplam 216.187.199.931 TL zarar meydana geldiğini ileri sürerek, bu tutarın 23.09.2002 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, asıl davadaki gerekçelerle, 50.317.619 TL kar mahrumiyetinin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili asıl davada, taraflar arasındaki sözleşmenin 5/b maddesi uyarınca müvekkilinin işi durdurduğunu, bu durumun bir haksız fesih değil, sözleşmeden doğan bir hak olduğunu, cari hesaptan bakiye borcun 04.10.2002 tarihinde tümü ile ödenip ihtirazi kayıt konulmadığını, akaryakıt fiyat farkına ilişkin olarak davacı tarafından düzenlenen faturaların ödenmesinin de davacı tarafça ihtirazi kayıtsız kabul edilmesi karşısında bu bedelin de istenemeyeceğini, davacının olumlu ve olumsuz zararını talep hakkı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada ise davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce 2. kez bozulmuş, bozma ilamı kapsamında yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşıma işi açısından
.../...
-2-
somut olaydaki hamule miktarları ve taşımanın yapıldığı güzergahın mesafesine göre davacının yoksun kalınan kazancına ilişkin kadri marur ortalama kar marjının %15 oranında olacağı, buna göre davacının mahrum kaldığı kazanç miktarının 39.190,57 TL olduğu, birleşens sayılı dosyada davacının bu kalemden açtığı 50.317,61 TL'lik ek davanın 13/03/2009 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK'nın 767. Maddesi kapsamında zamanaşımı süresinin bir yıl olduğu ve sürenin başlangıcının haksız fesih tarihi olan 20/06/2002 tarihinde başlayacağı, davalının zamanaşımı def'inin yerinde olduğu ayılı kararıyla verilen karar kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle, asıl dava bakımından davacının kâr mahrumiyetine ilişkin talebinin kabulü ile 15.000,00-TL'nin 21/02/2002 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca ticari işler için öngörülen (kısa vadeli avans faizi) 'nin değişen oranlarda tahakkuku ile davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, davacının diğer talepleri yönünden verilen karar kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asıl davayla birleştirilen sayılı dosyası yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 744,35 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.