MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
VEKİLİ: AV. ...
VEKİLİ: AV. ...
Taraflar arasında görülen davada ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.05.2013 tarih ve 2008/140-2013/95 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında “konteyner sahası yapımı, işletmesi ve nakliyesi sözleşmesi” imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşmeyle davacıya ait ... Fabrika Sahası ile ihracat ve ithalat limanları arasındaki tüm boş ve dolu konteyner nakliye ve operasyon takibi işlemini üstlendiğini, davacınn toplam 1.519,009,60 TL ve 291.000 Euro yatırım yaptığını, davalının fatura bedellerini ödememeye başladığını, müvekkilinin alacaklarının tahsili amacıyla icra takibine geçtiğini, takipten sonra davalı şirketin önce müvekkiline verdiği iş miktarını kademeli olarak azalttığını, ardından da hiç iş vermemeye başladığını, ayrıca davalının taahhüdüne aykırı davranarak sözleşme kapsamındaki işler için başka taşeronlar kullanmaya başladığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının kusurlu ve borca aykırı davranışları nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek; şimdilik 7.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 29/01/2007 tarihi itibariyle ekipmanlarını toplayarak faaliyet gösterdiği alandan ayrıldığını ve sözleşmeyi fiilen sona erdirdiğini, ardından müvekkili şirket aleyhine haciz ve iflas yoluyla icra takipleri yaptığını, davalının borcunu tamamen ödediğini, sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği kabul edilse dahi sözleşmenin 16/i bendinde müvekkili şirkete fesih hakkının tanındığını, davalının ekonomik kriz nedeniyle iflas erteleme isteminde bulunduğunu, bu nedenle fesihte haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; 29.01.2007 tarihinde davacının tüm ekipmanları ile birlikte davalının alanından ayrıldığı, taraflar arasında 31.01.2007 tarihlinden itibaren hiçbir ticari ilişki kalmadığı, davalı şirket hakkında “iflas erteleme” istemli dava açıldığı ve ihtiyati tedbir kararı verildiği, davalının ekonomik kriz nedeni ile 2008 yılında faaliyetini azalttığı ve az miktarda nakliye işi yaptırdığı, davalı şirketin sözleşmenin öncesi, devamı ve sonrasında da başka firmalardan nakliye hizmeti
aldığı, davacının sözleşmenin devamı süresinde davalının bu eylemine herhangi bir itirazının olmadığı, bu durumu kabullendiği, davacının fiilen iş sahasından ayrılmasına rağmen 4 ay gecikmeli olarak 01.05.2007 tarihinde davalıya durumun bildirildiği, davacının araçlarını sözleşmenin feshinden sonra ve çeşitli tarihlerde sattığı, bundan dolayı bir zararının bulunmadığı, sözleşmenin feshi halinde davacının yapmış olduğu yatırım giderlerinin davalı tarafından karşılanacağına dair bir hükmün sözleşmede bulunmadığı, davacının zararı ile davalının eylemi arasında uygun illiyet bağının oluşmadığı ve maddi tazminat talebinin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy