Taraflar arasında görülen davada verilen 04/06/2013 tarih ve 2011/9-2013/380 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin nezdindeki hesabına 05.01.2007 tarihinde tarafından 989.965,70 TL tutarında istihkak yatırıldığını, istihkak tutarı yatırıldıktan sonra 08.01.2007 tarihinde müvekkili şirket ile ilgisi olmayan isimli kişiye 250.000 TL tutarında ödeme yapıldığını, bu işlemden müvekkili şirketin bilgisinin bulunmadığını, müvekkilin banka hesabından çekilen paradan tüm muhasebe kayıtlarının gözden geçirilmesi sırasında 02.11.2010 tarihinde haberinin olduğunu ileri sürerek 250.000 TL asıl alacağın 08.01.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ... isimli şahsın davacı şirket adına müvekkili bankada bir çok işlem yaptığını, davacı şirket tarafından bugüne kadar bu işlemlere hiçbir itiraz da bulunulmadığını, bu haliyle örtülü bir vekalet sözleşmesinin oluştuğunun kabul edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirket hesabına 05.01.2007 tarihinde yatan paranın 250.000 TL'lik kısmının davalı banka çalışanı tarafından 08.01.2007 tarihinde isimli kişiye, bu kişinin şirket yetkilisi olmamasına ve kasada gerçekte bu kadar para olmamasına rağmen, ödemiş gibi fiş düzenlediği, söz konusu banka çalışanınun büyük çaplı usulsüz işlemler neticesinde zimmet fiilini işlediğinin dosya kapsamındaki belgelerden sabit olduğu, davalı bankanın bir güven kurumu olarak çalıştırdığı kişilerin işlemlerinden kural olarak sorumlu bulunduğu, öte yandan davacının, da bu kişi tarafından daha önce yapılan işlemlere itiraz etmediği ve hesaplarını sürekli kontrol etmeyerek basiretsiz davrandığı için müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle 175.000 TL'nin ihtarname tarihi olan 09.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.
.../...
-2-
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davanın kısmen kabul kısmen reddedilmesine rağmen reddedilen kısım üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte gösterilen sebeple, mahkeme kararının hüküm fıkrasının 5. paragrafından sonra gelmek üzere “Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 8.050 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” cümlesinin eklenmesine, kararın düzeltilmiş bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/03/2014 tarihiyle oybirliğiyle karar verildi.