Taraflar arasında görülen davada verilen 09.07.2013 tarih ve 2012/302-2013/140 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin dava dışın distribitörü olduğunu, davalının müvekkilinin distribütörü olduğu ürünlerin taklitlerini üreterek piyasaya sürdüğünü, bunun dosyasıyla tespit edildiğini ayrıca müvekkilinin distribitörü olduğu markaların davalı adına tescili için başvurduğunu, itirazı üzerine başvurunun reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 30.000 maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın ödenmesini, tecavüzün önlenmesini, haksız rekabet ve marka haklarına tecavüzün tespit ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, davada markaya mı tasarıma mı dayanıldığının açık olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, markanın dava dışı firma adına kayıtlı olup davacı marka sahibi firma ile müvekkili arasında inhisari lisans sözleşmesi veya lisans sözleşmesinin bulunduğunu kanıtlayamadığı, dava dışı şirket yetkilisi tarafından verildiği belirtilen 2009 tarihli yazıda Hazar İthalat Şirketi'nin kendi distribütörü ve satış temsilcisi olduğu belirtilmiş ise de bu içerik sadece distribütörlük ilişkisinin varlığını teyit etmekten ibaret olup lisans sözleşmesi mahiyetinde olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 21. maddesi ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2012 gün ve 2007/164-2010/28 esas sayılı içtahadıyla distribütörün distribütörlük ilişkisine dayanarak marka haklarına tecavüz veya haksız rekabet davası açmasının mümkün olmadığının belirtildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişitir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy