Taraflar arasında görülen davada verilen 14/05/2013 tarih ve 2011/211-2013/81 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "oralet" ibareli tescilli markalarının bulunduğunu tescilli bulunduğu anılan markasının tanınmış marka olduğunu, davalının kötü niyetli olarak aynı ibareyi marka olarak tescil ettirdiği, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu gibi davalının markasını tescil ettirdiği hiçbir sınıfta kullanmadığını ileri sürerek davalı markasının 556 Sayılı KHK'nın 8. ve 14. maddesi uyarınca hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı markasının tanınmış olmadığını ve markayı kullanmadığını, müvekkilinin markasının tescil edildiği tarihte davacı tarafın söz konusu sınıflarda tescilli markasının bulunmadığını, bu ürünlerde önceliğin müvekkiline ait olduğunu, tarafların marka tescil kapsamındaki ürün ve sınıfların farklı olduğunu, davacının sadece ev dışı kullanıma yönelik meyve özlü toz, sıcak içecekler üretip sattığını, müvekkilinin markayı sadece küp şeker ve toz şeker ürünlerinde kullandığını, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının "oralet" ibareli markasını 1960'tan itibaren ilgili sektörde yoğun şekilde kullandığı, markanın tanınmış hale geldikten sonra 1993'te üretimin durdurulduğu ve 2006 yılında yeniden üretime devam olunduğu, davacı, marka altında üretime son vermekle beraber 1989'da tescil ettirdiği tanınmış markasının tescillerini yenileyerek 2006 yılında yeniden üretime geçtiğinden, markanın fiilen kullanılmadığı dönemde tescilli oluşu nedeniyle kullanılan bir marka gibi yasal korumadan yararlanacağı, kullanılmayan 12-13 yıllık dönemde markayı tanıyan tüketici kitlenin halen mevcut olması nedeniyle markanın tüketici nezdinde tanınmışlığını kaybetmediğini, dolayısıyla da davalının piyasada faaliyet gösteren bir müteşebbüs olarak, davacının tanınmış ve tescilli ama o sıralar piyasada kullanılmayan markasını halkın belleğinde yer etmiş geçmiş tanıtım yatırımlardan yararlanma kastıyla kötü .../...
-2-
niyetle aynı ibareyi tescil ettirdiği, davalı tescilde kötü niyetli olup markada tanınmış olduğundan hak düşürücü süre işlemediğinden davalının bu yöndeki itirazının haklı bulunmadığı, davalının markasının tescilli bulunduğu "toz ve küp şeker "emtiası dışındaki emtia yönünden kullanmadığı, kullanılan emtianın ise davacı markasının kapsamında bulunan meyve özlü ürünlerle birlikte kullanılan onların tamamlayıcısı durumunda olduğundan ve aynı tüketiciye yönelik olarak beraber tüketilip, gıda ürünleri kapsamında birlikte pazarlandığından ürünler bakımından da benzerlik bulunduğu, davacı markasının tanınmışlığı nedeniyle de iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy