MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/06/2013 tarih ve 2012/194-2013/437 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından 15.10.1998 tarihinde davalılardan ...'a kredi kullandırıldığını, diğer davalının kredili mevduat hesabı kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine ... 12. Noterliği'nce 05.12.2000 tarihinde düzenlenen ihtarname keşide edilerek kredi borcunun ödenmesinin istendiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekkerrür olmamak kaydıyla asıl alacak, işlemiş faiz ve ferileri ile birlikte 68.193,47 TL alacağın ana paraya dava tarihinden itibaren %153 ve artan oranlarda temerrüt faiz oranı uygulanmak sureti ile ve BSMV'si ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı ... vekili, asıl borçlu olarak gösterilen davalının davacı bankadan hiçbir zaman kredi kullanmadığını bu durumun ... 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/320 esas sayılı dosyası üzerinden verilen kesinleşmiş kararla tespit edildiğini davacı banka vekili tarafından sunulan sözleşme ve dekonttaki imzaların birbirine benzemediğini, davacı bankanın asıl borçluya kredi kullandırmamış olması nedeni ile kefillerin sorumlu olmadığını belirterek davanın reddedilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle kredi kaynaklı davacı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre;davacı tarafında davaya konu edilen alacağın dayanağı olan kredi sözleşmesi ve ödeme dekontundaki imzanın borçluya ait olmadığı Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi'nce düzenlenen raporla sabit olmakla davalı ...'ın dava konusu alacaktan sorumlu tutulması mümkün olmadığından diğer davalının doğmamış bir borç nedeni ile kefil olarak hukuki sorumluğu bulunmadığı, muhtemelen davacı banka çalışanları ile davalıların işverenleri arasında iş birliği yapılarak çalışanlar adına gösterilerek kredinin firmaya kullandırıldığı, çalışanların sözleşme imzalamak veya krediyi almak için bankaya bile gelmedikleri, kefiller içinde işveren olma gücünün kullandığı, firma tarafından çekilen kredilerin iade ödemelerinin ise banka çalışanlarınca hileli olarak kapatılmış gösterildiği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.