MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/05/2013 tarih ve 2009/384-2013/322 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.11.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı şirket arasında, davalı şirketin hisselerinin satımına ilişkin sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşme ile davalı şirketin hissedarlık yapısının değiştirilmesinin ve şirket kasasına giren para ile müvekkiline ve dava dışı ortağa olan borçların tasfiye edilmesinin amaçlandığını, bir kısım borçların ödendiğini, satıcıların sözleşme kapsamındaki yükümlülükleinin teminatı olarak 900.000 EURO'nun güvence bedeli olarak tutulduğunu, sözleşmenin 4. maddesinde, 3. madde uyarınca kapanış işleminin tamamlanmasından itibaren üç aylık süre zarfında alıcı ve/veya şirket ile satıcılar arasında mutabakat sağlanmamış bir bedel bulunmaması ya da alıcı ve/veya şirkete ödenmemiş herhangi bir bedelin olmaması hallerinde güvence bedelinin serbest bırakılacağının düzenlendiğini, aynı hükümde üç aylık sürenin sonucunda henüz kesinleşmemiş bir talep olsa dahi şirketin güvence bedelini şirket kasasında tutacağının belirtildiğini, kapanış işleminin 27.06.2009 tarihinde gerçekleştiğini, sözleşmede öngörülen üç aylık sürenin de 27.06.2009 tarihinde dolduğunu, davalının sözleşmede düzenlenen olumsuz şartların doğduğuna dair bir ihtarda bulunmadığı gibi herhangi bir ödeme de yapmadığını ileri sürerek, 900.000 EURO'nun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu bedelin, satıcıların tüm yükümlülüklerinin teminatı olarak şirket kasasında tutulduğunu, sözleşmeden sonra müvekkilinin 3. şahıslara ödeme yapmak zorunda kaldığını, dava dışı şirketin müvekkiline ihtar göndererek kapanış tarihinden önceki döneme ilişkin alacak iddiasında bulunduğunu, sözleşmede verilen yetkiye dayalı olarak yapılan ödemelerin güvence bedelinden mahsup edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 13.02.2009 tarihli hisse alım sözleşmesinin 4.1 maddesinde, hissedarlara ödenmemiş borçların ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiği, aynı maddede davacı ...'a ödenmesi gereken ve kapanış tarihinde 900.000 EURO'ya tekabül eden kısmın satıcıların yükümlülüklerinin teminatı olarak güvence bedeli olarak kararlaştırıldığı, kapanış tarihinden itibaren üç aylık süre zarfında alıcılar ve satıcılar arasında üzerinde mutabakat sağlanmamış bir bedel bulunması veya şirkete ödenmemiş herhangi bir bedel olması durumlarında güvence bedelinin serbest bırakılmayacağı, ayrıca üç aylık sürenin sonucunda henüz kesinleşmemiş bir talebin olması halinde de güvence bedelinin ödenmeyeceği, davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle şirket aleyhine 359.173,67 EURO alacağın tespit edildiği, yine dava dışı şirket tarafından davalı şirkete karşı açılmış 590.000 EURO'luk alacak davasının devam ettiği, bu durumda güvence bedelinin serbest bırakılması için öngörülen şartların henüz gerçekleşmediği, her ne kadar davacı tarafça sözleşmede belirlenen üç aylık süre içinde kendilerine herhangi bir ihtar çekilmediğinden güvence bedelinin kendiliğinden serbest kaldığı ileri sürülmüş ise de sözleşmede davalıya böyle bir yükümlülük yüklenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında düzenlenen 13.02.2009 tarihli hisse alım sözleşmesinin 4. maddesinde, sözleşmede öngörülen kapanış tarihinden itibaren üç aylık sürenin sonucunda henüz kesinleşmemiş bir talep olsa dahi davalı şirketin dava konusu güvence bedelini şirket kasasında tutmaya devam edeceğinin düzenlenmiş olmasına ve davalıya karşı açılmış derdest bir alacak davasının bulunması nedeniyle açıklanan madde uyarınca davalının güvence bedelini ödememesinin haklı görülmesine göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 14.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.