Taraflar arasında görülen davadaverilen 04.07.2013 tarih ve 2012/316-2013/359 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, müvekkiline ait işyerinde meydana gelen hırsızlık sonucunda müvekkilinin yasal hamili konumunda olduğu pek çok çekin çalındığını, çalınan çekler arasında davaya konu çeklerin de bulunduğunu, çekler sebebiyle açılan çek iptali davasında ihtiyati tedbir kararı verildiğini ayrıca cumhuriyet savcılığına başvurulduğunu ve soruşturmanın halen devam ettiğini, davaya konu çeklerin halen davalının elinde bulunduğunu, davalının çekleri alırken ihtiyati tedbir kararı olup olmadığını araştırmasının gerektiğini ileri sürerek, davaya konu iki adet çekin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin çeklerin meşru hamili olduğunu, davacının çeklerin üzerinde isim ve cirosunun bulunmadığını, davacının amacının keşideciler ile birlikte çek bedellerinin ödenmemesini sağlamak olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın davaya konu her iki çek üzerinde hamil ya da ciranta sıfatını taşıdığının anlaşılamadığı, davalının bu çeklere dayanarak gerek takibe koyduğu icra dosyasında gerek takibe konulmayan diğer çek kapsamından davacının herhangi bir talepte bulunmadığı, davalının uygun ciro silsilesi ile çekin hamili görünmesi karşısında kötü niyetli hamil olarak kabulünü gerektirecek herhangi bir somut veri bulunmadığı, her ne kadar savcılık soruşturmasında çalıntı çek iddiasına ilişkin olarak daimi arama kararı mevcut olsa da evrak kapsamından sonucun beklenmesinin gerekli olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön
.../...
-2-
bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.