Taraflar arasında görülen davad verilen 02/07/2013 tarih ve 2012/137-2013/117 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline adına tescilli markasının tanınmış bir marka olduğunu, davalıların ise biçiminde internet sitesini tescil ettirerek yurtiçi kargo markasının kullandıklarını, bu internet sitesi alan adında müvekkilinin markasının kullanılmasının 556 sayılı KHK'nin 9/2-3 maddesi gereğince marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, anılan sitede müvekkilinin kamuoyu önünde karalandığını bundan dolayı müvekkilinin ve markasının ticari itibarının zarar gördüğünü, maddi zararın ortaya çıktığını, davalılardan ...'nın avukat olduğunu, bazı eski acentelerinin müvekkili şirkete açtığı davalarda eski acenteleri vekil olarak temsil ettiğini, internet sitesinde gösterilen adresin davalı avukatın işyeri adresi olduğunu, davalıların söz konusu internet sitesini kuran ve içeriğini yöneten şahıslar olduklarını ileri sürerek, adlı internet sitesine erişimin engellenmesine, davalıların, müvekkilinin marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve devamının önlenmesine, 1.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin, davacı şirket tarafından haksız olarak işten atıldığını ve mağdur edildiklerini söyleyen şube müdürlerinin iş davalarını ve resmi kurumlar önündeki işlerini vekil olarak takip ettiğini, müvekkilinin, temsil ettiği kişileri her mecrada hukuk kurallarına uygun şekilde savunduğunu, karalama küçük düşürme içeren herhangi bir beyanı olmadığını, mağdur şube müdürlerinin bu konularda hukuka uygun davranmaları için uyardığını ve yol gösterdiğini, isimli internet sitesini davacının eski çalışanları olan mağdurların imece usulü para toplayarak oluşturduklarını ve ilerde açacakları davaları da düşünerek müvekkilinin iletişim bilgilerinin siteye yazıldığını, siteye haber eklenirken müvekkilinin hukuki açıdan gerekli incelemeleri yaptığı ve haberi kendisinin siteye eklediğini, internet sitesinin kullanıcı adının ve şifresinin müvekkilinde ve bazı mağdur şube müdürlerinde bulunduğunu, internet alan adında ve içerikteki kullanımının 556 sayılı KHK'nın 9/2-e maddesi kapsamında olmadığını ve davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu internet sitesi içeriğinde “yurtiçi” veya “yurtiçi kargo” ibareleri geçse dahi, herhangi bir mal ya da hizmetin sunulmasına ilişkin olmayan, herhangi bir markanın tanınmışlığından haksız yararlanma
./..
-2-
teşkil etmeyen, imaj transferi yaratmayan, ticari amaç gütmeyen ve davacı ile rekabet etmeyen bu kullanımların markasal nitelikte olmadığı, bu nedenle alan adından ya da site içeriğinden dolayı davacının marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı, bununla birlikte internet sitesi alan adında geçen “yurticikargomagdurlari” ibaresi, davacı yönünden toplumda negatif bir çağrışım meydana getirtiği, böyle bir alan adı kullanımının davacıyı küçük düşüreceği ve ticari itibarını zedeleyeceğinin açık olduğu, bu internet alan adı tescili ve kullanımının, avukatlık görevi kapsamında olmadığı, dolayısıyla davalının bu internet alan adı tescil ve yönetiminden dolayı sorumlu olduğu, internet site içeriğinin ve internet alan adının ticari amaç taşımaması ve ticari herhangi bir fonksiyon görmemesine, ticari etki doğurmamasına ve bu şekildeki kullanımın markasal bir kullanım olmamasından dolayı 556 sayılı KHK'nın 9 ve 61. maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüzün mevcut bulunmamasına rağmen, davalının bu eyleminin, TTK'nın 55/1-a-1 maddesi anlamında bir haksız rekabet teşkil ettiği, davalının haksız rekabetinden dolayı Türk Ticaret Kanunu'nun 56/1-d ve 1-e maddeleri gereğince davacının maddi ve manevi zarara uğradığının açık olduğundan ve iddia olunan maddi zararın tam olarak belirlenmesinin mümkün bulunmadığından, Türk Borçlar Kanunu'nun 50/2 ve 51. maddeleri gereğince, haksız rekabet eyleminin internet üzerinden gerçekleştirilmiş oluşu da dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile,davalının eylemi Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1a-1 maddesi gereğince haksız rekabet olarak görüldüğünden davalının bu haksız rekabetinin durdurulmasına, devamının önlenmesine, internet sitesine erişimin durdurulmasına, taleple bağlı kalınarak 1.000 TL maddi ve takdiren 1.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, davalı olarak ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ile davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 112,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, 17/03/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Mahkemece, ibareli internet alan adının kullanılmasının davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle haksız rekabetin önlenmesine, internet sitesine erişimin durdurulmasına, maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir.
Haksız rekabet eylemine esas alınan alan adının kullanıldığı web sitesi, davacı tarafın işçi-işveren ilişkilerinden kaynaklanan şikayet ve eleştirilerin yer aldığı internet iletişim ortamıdır. İfade ve eleştiri özgürlüğü sınırları dahilinde kalması kaydıyla herkesin şikayetlerini ortak bir platformda paylaşma hakkı bulunmaktadır.
Dava konusu alan adının toplumda olumsuz bir çağrışım yaratıcı nitelikte olduğu gerekçesi dışında, davalı tarafın kötü niyetli olarak ve sırf davacıya zarar vermek amacıyla "yurtiçikargomagdurları" ibaresini web sitesinin alan adı olarak kullandığı hususunda mahkemenin bir kabulü de bulunmamaktadır.
Bu bakımdan, davacı tarafın faaliyetlerinin eleştirildiği web sitesinde "yurtiçikargomagdurları" tanımlamasını içeren alan adı bulunması tek başına haksız rekabet olarak kabul edilemez. Bunun dışında, web sitesinde yer alan içeriklerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı hakkında mahkemenin temyiz incelemesine konu edilen bir gerekçesi de bulunmadığına göre, ifade ve eleştiri özgürlüğünü engelleyecek şekilde web sitesine erişimin durdurulması suretiyle haksız rekabetin önlenmesi ve tazminata hükmedilmesine ilişkin kararın isabetli olmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.
Full & Egal Universal Law Academy