Taraflar arasında görülen davada verilen 19/07/2013 tarih ve 2012/89-2013/196 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ...Ş. vekili ile fer'i müdahil vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan Sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonradava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 11.10.1999 tarihinde hesap açtırdığını, banka çalışanlarının yanlış ve kasıtlı yönlendirmesi ile parasını kağıt üzerinde off shore bankasına gönderdiğini, daha sonra ı ile fona devredildiğini, parasını almak için bankaya gittiğinde parasının bankasında işlem gördüğünü, parasını çekemeyeceğini ve devletin de garantisi kapsamında olmadığının söylendiğini, müvekkilinin baştan beri parasının olduğunu düşündüğünü kararı doğrultusunda yöneticileri tarafından off shore hesabı açtıran kişilerin iradelerinin fesada uğratıldığının ve bu suretle haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıklarının ortaya konulduğunu ileri sürerek, 2.498 TL'nın 11.10.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar % 85 akdi faiziyle, bu tarihten itibaren değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir
Davalı banka vekili, yetki ve görev itirazı ile birlikte davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca husumet itirazında bulunduklarını, davacının kendi beyan ve talimatı doğrultusunda başka bir tüzel kişiliğe parasının havale edilmesi işlemi gerçekleştirildiğinden, davalı bankadan talep edebileceği bir alacağının mevcut olmadığını, davacının yüksek faiz beklentisi ile hesap türünün güvenilirliğini araştırmadığını, bu nedenle zararın oluşumunda müterafik kusurunun bulunduğunu savunarak, davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
.../...
-2-
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının da aralarında yer aldığı mudilerin hile ile iradeleri yanıltılarak para yatıracaklarını zannederek hesap açmalarına sebep olup, daha sonra bu paranın hesabında tutulması işleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, devralan davalı bankanın borçlarından halefi sıfatı ile sorumlu olup davacının yatırdığı parayı geri alamadığının sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.498 TL'nın 11.10.1999 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...Ş. vekili ile fer'i müdahil vekili ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı banka ve fer'i müdahil vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalı ...Ş. ve fer'i müdahil harçdan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy