Taraflar arasında görülen davada verilen 04/04/2013 tarih ve 2012/1-2013/95 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ve fer'i müdahil vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 Sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 06.10.1999 tarihinde nezdinde hesap açtırdığını, banka çalışanlarının yanlış ve kasıtlı yönlendirmesi ile parasını kağıt üzerinde gönderdiğini, parasının Off Shore bankasına yatırıldığını bankaya el konulmasından sonra öğrendiğini,açtığı davanın reddedildiğini, bankaların imtiyazlı işletmeler olduğunu bu nedenle bankacılık hizmetini yerine getirirken hafif kusurlardan dahi sorumlu tutulması gerektiğini, Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda yöneticileri tarafından Off Shore hesabı açtıran kişilerin iradelerinin fesada uğratıldığını ve bu suretle haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıklarının ortaya konulduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 TL alacağın 06.10.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar %91 faiziyle, bu tarihten itibaren değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; davanın zaman aşımına uğradığını,yasalarına göre kurulduğunu ve ile hiç bir hukuki ve mali bağı bulunmayan ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, davalı bankadan talep edebileceği bir alacağının mevcut olmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek şartıyla davacının yüksek faiz beklentisi ile hesap türünün güvenilirliğini araştırmadığını bu nedenle zararın oluşumunda davacının da müterafik kusurunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
davaya davalı banka yanında fer'i müdahil olarak katılmıştır.
Mahkeme iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının görev, yetki, husumet, zamanaşımı ve kesin hüküm itirazlarının reddine; ve Kredi Bankası'na hesap açtırmak için 7.000,00 TL yatıran davacının banka çalışanları tarafından iradesi saptırılarak ve ikna edilerek gerçeğin gizlenmesi, yönlendirici ve ikna edici
./..
-2-
konuşmalar sebebi ile kusurunun bulunmadığı, davacıdan tahsil edilen tutarın gönderilmediği ve yurt içinde tarafından kullanıldığı, hesap cüzdanının da zaten yetkilileri tarafından düzenlendiği, davacının da aralarında yer aldığı mudilerin hile ile iradeleri yanıltılarak para yatıracaklarını zannederek hesap açmalarına sebep olup, daha sonra bu paranın hesabında tutulması işleminin haksız fiil niteliğinde olduğu,devralan davalı bankanın borçlarından halefi sıfatı ile sorumlu olduğu ve davacının yatırdığı parayı geri alamadığı gerekçesiyle davacının davalı bankaya yatırmış olduğu 7.000,00 TL'nin taraflar arasındaki ilişkinin ticari olması sebebi ile paranın yatırıldığı tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı bankanın harçtan muaf olduğuna karar vermiştir.
Kararı davalı ve fer'i müdahil vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ve fer'i müdahil vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ve fer'i müdahil vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalı ve fer'i müdahil harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 11/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.