(6100 S. K. m. 53, 114) (6102 S. K. m. 757)
Dava: Hasımsız olarak görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01/08/2013 tarih ve 2013/385-2013/401 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sonay Demiralp Yavaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı, Garanti Bankası Merter Şubesi'ne ait olan 80349054 numaralı 2 adet çekin kaybolması veya çalınması nedeniyle hamiline yazılı çeklerin hırsız tarafından bankadaki hesabından tahsil edilmesinin mümkün olduğunu ileri sürerek, çekin zayii nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, HMK'nın 114/e. maddesinde davacının dava takip yetkisine sahip olması dava şartı olarak ön görüldüğü, dava takip yetkisinin HMK'nın 53/1 inci maddesinde talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olarak tanımlandığı, 6102 sayılı TTK 757 vd. maddelerine göre çek iptali davasını ancak hamilin açabileceği, kanunda keşideciye çek iptali davası açma hakkı tanınmadığı, davacı keşidecinin çek iptali talebi hakkında hüküm alabilme yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Talep, çekin zayii nedeniyle iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde keşidecinin çek iptali talebi hakkında hüküm alabilme yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle, dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde, davacının dava konusu çeklerin keşidecisi olup olmadığı açıkça belirtilmediği gibi, davacı temyiz dilekçesinde de çekin hamili olduğunu, çek keşidecisinin dava dışı üçüncü kişi olduğunu ileri sürmüş olmakla, mahkemece, duruşma açılarak, çeklerin keşidecisinin kim olduğu hususu açıklattırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda açık bir beyan bulunmadan davacının keşideci olduğu kabul edilerek dosya üzerinden yapılan incelemeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy