Taraflar arasında görülen davada Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.06.2013 tarih ve 2011/417-2013/270 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı ..., müşterek muris ...'in 08/03/2011 tarihinde vefat etmiş olduğunu, ...'in ( olma) davalı bankadan çekmiş olduğu kredi ile ilgili hayat sigortası yapılmış olmasına rağmen vefatından sonra kredi borcunun mirasçılardan istendiğini, ve müfredatı bilinmediğinden talep edilen kredi borcunun 24/04/2011 tarihinde kapatılmış olduğunu, ...'in kredi ve kredi kartı borcunun hayat sigortası kapsamında garanti altına alındığından ...'in sağlığında yaptığı ve onun vefatından sonra taraflarınca yapılan kredi ve kredi kartı ödemelerinin taraflarına iade edilmesini davalı bankadan talep etmiş olmalarına rağmen davalı bankanın buna yanaşmadığını, ...'in sağlığında ne kadar para yatırdığını tespit etmelerinin bankanın tutumu nedeni ile mümkün olmayıp belirsiz alacak olarak talep ettiklerini, bu nedenle davalı bankaya taraflarınca yapılan 26.102,83 TL ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile iadesini ve ...'in vefatından önce yapılan ödemelerin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Diğer davacılar vekili, davalı bankanın hayat sigortasının bittiğine dair bir bildirimde bulunması gerektiğini ileri sürerek davanın kabulünü istemiştir.
Davalı vekili; müvekkili bankanın hayat sigortası yaptırma ve sigorta süresinin dolduğunu sigortalıya ihbar etme gibi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili bankanın sadece krediyi temin ettiğini, sigortayı takip etmek gibi bir yükümlülüğü olmadığını, risk ortaya çıktıktan sonra vuku bulan ve Medeni Kanun'un 2. maddesine aykırı davacı taleplerinin reddi gerektiğini savunmuştur.
.../...
-2-
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 25/12/2009 tanzim tarihli hayat sigortası poliçesinin sigorta ettiren davalı banka ile sigorta şirketi arasında 1 yıllık süre ile akdedildiği, davacı tarafın murisi olan sigortalı ...'in 08/03/2011 tarihinde öldüğü, ... ile davalı banka arasında yapılan kredi sözleşmesi incelendiğinde, kredi borçlusuna hayat sigortası yaptırılacağına dair bir hüküm olmadığı gibi yapılan hayat sigortasının süresinin dolumundan itibaren davalı banka tarafından kendiliğinden yenileneceğine dair de bir hüküm bulunmadığı, esasen kredi veren bankaların rizikonun gerçekleşmesi halinde kendi alacaklarını garanti altına almak üzere kredi borçlusunun hayatını sigorta şirketlerine sigorta ettirmekte oldukları, bunun ise yasal mevzuat çerçevesinde zorunlu bir uygulama olmayıp kredi veren bankanın tasarrufunda olduğu, davacıların murisi ...'in hayat sigortası bitiş tarihi olan 25/12/2010 tarihinden sonra ölmesi nedeniyle ölüm tarihi itibariyle murisin hayat sigortasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili, temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı harcın temyiz eden davacılara iadesine, 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy