Taraflar arasında görülen davad Mahkemesi’nce verilen 16.04.2013 tarih ve 2012/241-2013/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 6.971,00 TL yatırdığını, banka çalışanlarının yanlış ve kasıtlı yönlendirmeleri ile parasının off-shore bankasına gönderildiğini, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırıldığını, ilgili banka hakkında aciz vesikaları verildiğinin öğrenildiğini, havale talimatların şartlarına uygun hazırlanmadığını, geçerli bir havalenin bulunmadığını ileri sürerek 6.971,00 TL'nin 21.12.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar akdi faizi, bu tarihten sonra ise avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkilinde herhangi bir mevduatının bulunmadığı, husumetin ayrı bir tüzel kişiliği bulunan off-shore bankasına yöneltilmesi gerektiğini, dava konusunda kesin hüküm bulunduğunu, aciz vesikalarının müvekkili açısından bir hüküm ifade etmediği, müvekkilinin sadece talimat doğrultusunda havale işlemini gerçekleştirdiğini, davacının kendi iradesi ile parasını kıyı bankacılığına yatırdığını, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Mahkemesi'nce verilen kararda, yöneticisi olan hakkında hesapları üzerinden bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu, kararın gerekçesinde yöneticileri tarafından, davacı ve onun durumundaki diğer off-shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle bu kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıklarının açıkta ortaya konulduğu, dolayısıyla off-shore hesabına yatırılan ve oradan tahsil etme olanağı bulunmayan paranın anılan hesaba havale edilmesi aşamasında davalı banka yöneticisi ve bir kısım çalışanlarının hileli davranışlarının, usulsüz
.../...
-2-
işlemlerinin neden olmasına ve haksız fiil teşkil etmesine göre, olayda davacının müterafik kusurunun bulunmadığı, banka yöneticisinin görevlerini yaptığı sırada işledikleri haksız fiilden davalı bankanın sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.971,00 TL'nin 21.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ve fer'i müdahil vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının sorumluluğunun 818 sayılı BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının parasını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zamanaşımı süresinin bu tarihten başlayacak olmasına, hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin son bendinde yer alan "6" rakamının bent numarasını belirtmesine, dolayısıyla hükmedilen vekalet ücretinin 836,52 TL olduğunun tabi bulunmasına göre, davalı banka vekili ve fer'i müdahil vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin ve fer'i müdahil vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz eden davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy