MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/05/2013 tarih ve 2012/299-2013/180 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 02.01.2009 tarih, 22 nolu kararı ile davalının şirket müdürlüğünden istifasına, hisselerini diğer şirket ortaklarına devrine ve şirket müdürlüğüne ...'in atanmasına karar verildiğini, 08.01.2009 tarihinde kararın tescili için ticaret sicil memurluğuna müracaat ettiklerini, fakat davalının hisselerini devredip müdürlükten ayrıldığı tarihten sonra 15.01.2009 tanzim ve 15.01.2010 vade tarihli 135.000,00 TL bedelli bonoyu şirket kaşesi ile imzalayarak ...'e verdiğini, onun tarafından da icra takibine geçildiğini, ihtiyati hacze ve takibe itiraz ettiklerini, ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nce ortaklar kurulu kararının 21.01.2009 tarihinde tescil ve ilan edildiği ve ...'nın 511. maddesi gereğince 3. kişileri bağlamayacağı gerekçesi ile tedbirin kaldırılarak takibin devamına karar verildiğini, bu nedenle müvekkilinin haciz tehdidi altında dosya borcunu ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı 148.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız işlemin öğrenildiği 26.05.2010 takip ödeme emri tebliğinden itibaren 1 yıllık zaman aşımı geçtikten sonra 04.07.2012 tarihinde açıldığı için zaman aşımına uğradığını, dava konusu bonoda davacı şirket yanında borçlu sıfatı ile müvekkilinin ve ..., ... ve yeni şirket müdürü...'ın da imzalarının bulunduğunu, senedin alacaklıdan alınan borç paranın karşılığı olarak müdürlük görevinin devamı sırasında ve 04.12.2008 tarihinde düzenlendiğini, fakat boş olarak verildiğini, vade ve tanzim tarihlerini müvekkiline ait olmayıp sonradan doldurulduğunu, davalı şirket yetkilisi... ve ...'ın ... 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/473 Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazlarda da bonoyu teminat amaçlı olarak düzenleyip verdiklerini beyan ettiklerini, bonoda imzası bulunan tüm şirket yetkilisi ve ortaklarının bonodan haber ve bilgilerinin olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre davalının davacı şirketin eski müdürü olduğu, 08.01.2009 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirket ortaklığından ve müdürlüğünden ayrıldığı, ...'in müdür olarak atandığı, dava tarihi itibariyle davacı şirketin yetkili temsilcisinin ise... olduğu, dava konusu yapılan 15.01.2009 tanzim, 15.01.2010 vade tarihli 135.000,00 TL bedelli senedin ise alacaklısının ..., borçlularının ise davacı şirket, davalı ... ve dava dışı şirket ortakları ... ve ... ile davacı şirketin yeni yetkilisi ve ortağı... olduğu, davacı şirket tarafından davalı aleyhine cumhuriyet savcılığına yapılan şikayet sonucunda takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, dava konusu senetin alacaklı tarafından takip konusu yapıldığı ve dosya borcunun davacı şirket tarafından ödendiği, her ne kadar davacı tarafça senedin müdürlükten ayrıldıktan sonra davalı tarafından sahte olarak düzenlendiği iddia edilmiş ise de, senedin altında davacı şirket dışında davalı ve dava dışı şirket ortakları ve şirketin yeni yetkilisi...'ın da şahsi imzalarının bulunduğu, davacı şirketin yeni yetkilisinin icra hukuk mahkemesinde açmış olduğu davada, dava konusu senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiği, sahte olduğu iddia edilen senette diğer ortaklar ve yeni yetkilinin de imzası bulunmakla kendi imzalarının sahteliğini ileri süremeyecekleri gibi senetten haberdar olmamalarının da mümkün olmadığı, ayrıca senet nedeniyle borçlu olmadıklarını da usulünce ispatlayamadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy