Taraflar arasında görülen davada verilen 11.06.2013 tarih ve 2012/49-2013/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, taraflar arasında 02/08/2007 t imzalandığını, bu sözleşme ile dizi ve sinema oyuncusu olan davalının yurtiçi ve yurtdışındaki mesleki işlerinin ve diğer alakalı faaliyetlerinin pazarlama haklarının 5 yıl süre ile davacı şirkete devredildiğini, sözleşme gereği davalının an İstanbul’a gelmesi, yerleşmesi davacı şirket tarafından sağlandığını, davacının kendisine diksiyon, dans ve görgü dersleri verdiğini, planlanan imajı dahilinde kıyafetlerinin dahi özel olaran getirtilerek cemiyet hayatına ulum sağlaması için gerekli tüm çabanın davacı şirket tarafından gösterildiğini ve ilgili çevrelere takdim edildiğini, davalının tek yükümlülüğünün yer aldığı projelerde 5 yıl süreyle sözleşme gereği davacı şirketi aradan çıkarmaması ve alacağı ücretin %30'unu davacı şirkete ödemesi olduğunu, davalı tarafından davacı şirkete ihtarname çekildiğini 2 yıllık sürenin dolduğundan bahisle sözleşmeyi feshettiği beyan ettiğini, bu nedenlerle davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi ağır şekilde ihlali ve sonrasında haksız olarak feshi dolayısıyla sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların hiçbir şekilde somut dayanaklarının bulunmadığını, aksine sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmeyerek davalıyı mağdur eden, kötüniyetli hareket edenin davacı şirket olduğunu, yaklaşık 2 yıl içerisinde davalının davacı şirketin sağladığı hizmet neticesinde hiçbir maddi kazancı olmadığını, kariyer ve gelişim anlamında ise ismini duyuracak nitelikte hiçbir projenin kendisine sağlanmadığını savunarak davanın esastan reddini ve karşı dava olarak talep edilen 1.000,00 TL manevi tazminat talebinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
.../...
-2-
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının sözleşmenin feshinde haklı olmadığı, davalının cezai şart ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, ancak öngörülen cezai şart miktarının davacının ekonomik sosyal durumu, sağlanan imkanlara göre fahiş olduğu, karşı dava bakımından, davalının kişilik haklarına tecavüz ettiği iddia edilmişse de; dava dilekçesinde davalıyı aşağılama kastıyla değil davalının cemiyet hayatına uyum sağlaması için yapılan çabalardan söz edilmiş olduğu, bu beyanların savunma sınırları içinde kaldığı, diksiyon, dans ve görgü dersleri verildiği ancak onun kötüniyetle sözleşmeyi ihlal ettiği şeklindeki davacı beyanlarının da hakaret kastı içermediği, kişilik haklarına saldırı unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 30.000 TL cezai şartın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair hakların saklı tutulmasına ilişkin talebin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı-karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.513,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.