Taraflar arasında görülen davada verilen 24/04/2013 tarih ve 2012/116-2013/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 12.900,00 TL yatırdığını, banka çalışanlarının yanlış ve kasıtlı yönlendirmeleri ile parasının off-shore bankasına gönderildiğini, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırıldığını, bankası aleyhine açtıkları davanın kabul edildiğini, ancak ilgili bankadan alacağın tahsil edilmediğini, bu hususun tutanağa bağlandığını, geçerli bir havalenin bulunmadığını ileri sürerek 12.900,00 TL'nin 06.09.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar akdi faizi, bu tarihten sonra ise avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkilinde herhangi bir mevduatının bulunmadığı, husumetin ayrı bir tüzel kişiliği bulunan bankasına yöneltilmesi gerektiğini, davacının daha önce açtığı davanın reddedildiğini, kesin hüküm bulunduğunu, davacının müvekkilinde bir mevduatının ve hesabının olmadığını, müvekkilinin sadece talimat doğrultusunda havale işlemini gerçekleştirdiğini, davacının kendi iradesi ve yüksek faiz alma düşüncesi ile parasını kıyı bankacılığına yatırdığını, birden fazla off-shore işlemi yaptığını, kendi bilgi ve iradesi dışında parasının aktarıldığı iddiasının gerçekle bağdaşmadığını, müterafik kusurunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kesin hüküm itirazına konu dava dosyasında, davalı Banka aleyhindeki davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddedildiği, davacının bundan sonra off-shore bankası aleyhine dava ikame ettiği, ancak karar infaz edilemeyince bu hususta yemin varakası düzenlendiği, bu itibarla önceki hükmün kesin hüküm oluşturmadığı, zamanaşımı süresinin davacının alacağının off-shore bankasından tahsil edemeyeceğinin anlaşılmasından sonra başlayacağı, mahkum olduğu suçun 5237 sayılı öngörülen zamanaşımı süresinin de 15 yıl olduğu,
.../...
-2-
buna göre zamanaşımı süresinin dolmadığı, çalışanlarının yanlış yönlendirmeleri ve davacının iradesini sakatlamalarıyla off-shore bankasına yatıralan paranın gönderilmeyip grup şirketlerine kredi olarak kullandırıldığı, haksız fiile niteliğindeki bu eylem nedeniyle halef bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.700,00 TL'nin 06.09.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve feri müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı feri müdahil vekiline 15.07.2013 günü tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK'nın 432. maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra 20.02.2014 günü feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, feri müdahil vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Mahkemece, davalı bankaya harç yüklenmiş ise de davalı ...Ş.'ye karşı işbu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten tarafından devir alındıktan sonra en son devredildiği, bu durumda devredilen eylemlerinden dolayı açılan davada bu bankayı devir alan 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan davalı bankanın yazılı şekilde harç ile sorumlu tutulması ve davacı tarafından yatırılan başvurma harcı ve peşin harcın davalı bankadan tahsiline karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle feri müdahil vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 2 nolu bendinin tümüyle hükümden çıkarılmasına, yerine "Davalı ...harçtan muaf olduğundan davalıdan harç alınmasına yer olmadığına ve davacı tarafından yatırılan 191,60 TL peşin harç ve 21,15 TL başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine” ibaresinin yazılmasına, 5 nolu bendinin tümüyle hükümden çıkarılmasına, 6 nolu bendinde yer alan "21,15 TL başvuru harcı" ibaresinin hükümden çıkarılmasına, aynı bentte yer alan "394,65 TL" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "373,50 TL" ibaresinin yazılmasına, yine aynı bentte yer alan "388,53 TL" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "367,71 TL" ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, fer'i müdahil harçdan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.