Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 29.05.2013 tarih ve 2010/231-2013/132 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin " markasını radyo televizyonculuk ve basın-yayın alanında 26.10.1987 tarihinden itibaren tanınmış marka haline getirdiğini, 41. sınıfta 2007/04918 sayılı " ibareli markası ve 38.01. sınıfta 2007/04919 sayılı il " markası bulunduğunu, davalının 38. sınıftaki "Radyo ve televizyon yanın hizmetleri..." yönünde" ibareli marka tescili bulunmakta ise de, davalı şirketin radyo ve televizyonculuk alanında her hangi bir faaliyeti bulunmadığını, radyo ve televizyon hizmeti verebilecek teknik alt yapısı bulunmamakla birlikte radyo ve televizyon yayını yapılması içi alınmış bir izin ve lisansı bulunmadığını ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne, bunun mümkün olmaması halinde davalı markasının "radyo ve televizyon hizmetleri" bakımından kısmen hüküsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 1974 yılından beri yayınlanan gazetesini, satın alma yoluyla imtiyaz hakkına sahip olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı adına 1995 yılından bu yana " emtiası yönünden tescilli " marka ve ticaret unvanının varlığı karşısında, davalı şirket adına 2009 yılında tescilli markanın 38. sınıfta yer alan "Radyo ve Tv yayın hizmetleri; radyo, tv veya diğer iletişim araçlarında yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri" yönünden tescil olunmasının, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca davacı markasının karşılaştırılmasına yol açacağı, ibarenin aynı zamanda davacı adına ticaret ünvanı olarak tescilli olması ve her iki taraf şirketin de medya organlarına ilişkin olması sebebiyle, başvurunun tescillinin KHK'nın 8/5 maddesine de aykırılık teşkil ettiği, davacının "" ibaresini, 1999 yılından bu yana " isimli yayın organında da kullanıyor olması ve yayınların ulusal nitelikte olması nedeniyle, markayı TV yayın hizmetlerinde tanıttığı, başvurunun tescilinin davalıya haksız yarar sağlayacağı ve bu sebeple de KHK'nın
.../...
-2-
7/1-i ve 8/4 maddesine aykılılık teşkil edeceği, davalı tarafın oldukça uzak geçmişte kalan (1981 yılına kadar), inkıtaya uğrayan ve sadece gazetecilik alanındaki kullanımlarınının 38. sınıfta yer alan "Radyo ve TV yayın hizmetleri; radyo, tv veya diğer iletişim araçlarında yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri" yönünden KHK'nın 8/3 maddesi uyarınca önceye dayalı hak sağlamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 2006/23386 sayılı markanın 38.01 alt grupta yer alan "Radyo ve TV yayın hizmetleri; radyo, tv veya diğer iletişim araçlarında yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri" yönünden hüküsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy