Taraflar arasında görülen davada verilen 01/07/2013 tarih ve 2013/106-2013/178 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkili adına 11 ve 35. sınıfta tescilli 2006/261622 sayılı "" isimli markanın hükümsüzlüğü için esas sayılı dosyasında dava açtığını, davalının 37. sınıfta tescilli 2003/12793 sayılı "casa" markasını kullanmadığını ileri sürerek, davalı adına 37.sınıfta tescilli 2003/12793 sayılı " markasının 556 sayılı KHK'nın 14. ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünün tespiti ile markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hükümsüzlük davasının açılmasında davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının davanın uzaması için bu davayı açtığını, müvekkilinin markasının tarafından Özel/01477 no ile tanınmış marka olarak koruma altına alındığını, markanın hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin 26.02.2013 tarih,sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunduğu, bir markanın kullanıldığından söz edilebilmesi için 556 Sayılı KHK'nın 14/1. maddesi uyarınca, hükümsüzlüğün talep edildiği tarihten geriye doğru 3 ay öncesinden başlamak üzere son 5 yıl içerisinde ciddi surette kullanılması gerektiği, markayı kullanmayı ispat yükünün davalı marka sahibine ait olduğu, davalının 37 (01,09) alt grupta yer alan hizmetler dışında markayı, son 5 yıllık dönem içerisinde ciddi ve etkin şekilde kullandığına ilişkin hiçbir delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2003/12793 sayılı markanın 37.(01.09) sınıf hizmetler hariç diğer tüm hizmetler yönünden kullanmama sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 556 sayılı KHK'nın 42/1-(c) bendinde düzenlenen ve mahkemece dikkate alınmayacak olan 3 aylık süre ancak dava
.../...
-2-
açılacağı düşünülerek kullanmanın gerçekleşmesi haline ilişkin olup, somut uyuşmazlıkta dava tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde ciddi bir kullanım olduğunun kanıtlanamamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 18.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy