Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 23/05/2013 tarih ve 2013/34-2013/92 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "" ibareli markası için nezdinde tescilli iki adet uluslararası marka tescili olduğunu, müvekkilinin markası için 23.08.2007 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun davalı adına kayıtlı "" markasının mevcudiyeti gerekçesi ile 29. sınıfta yer alan emtia bakımından kısmen reddedildiğini, ancak redde gerekçe gösterilen davalı markasının koruma tarihinin 31.12.2007 olup, müvekkiline ait marka başvurusunun koruma tarihinin redde gerekçe gösterilen markadan daha evvel olduğunu, müvekkilinin öncelik hakkına sahip olduğunu, her iki markanın birebir aynı olup aynı sınıftaki ürünleri kapsadığını ve müvekkil markası ile iltibas oluşturduğunu, davalının tescilde kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalının markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin nezdinde markasını hukuka uygun olarak 29. ve 30. sınıflarda tescil ettirdiğini, tescile bir itirazın olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak, davacının marka tescil başvuru tarihinin 23.08.2007, davalının marka tescil başvuru tarihinin ise 31.12.2007 olduğu, her iki marka da biçiminde olup 29. ve 30. sınıftaki gıda emtiasına ilişkin bulunduğu, bu nedenle davalı tarafından yapılan tescil başvurusunun arafından 556 sayılı n 7/1-b maddesi gereğince reddedilmesi gerekirken tescil edilmesinin doğru olmadığı, bir an için sınıfsal ayniyet bulunmadığının kabul edilmesi durumunda dahi davacının ve davalının markaları özdeş olup davacının markası daha eski tarihli olduğundan 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi gereğince dahi hükümsüzlük kararı verilebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
.../...
-2-
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy