Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 24.06.2013 tarih ve sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve asli müdahiller vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 5. ve 30. sınıflarda tescilli “ ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin “” ibaresinin tescili için yaptığı başvuruya müvekkilince iltibas tehlikesi bulunduğundan bahisle itiraz edildiğini, davalı kurum tarafından itirazın reddedildiğini, bu kararın doğru olmadığını, zira müvekkiline ait markalar ile başvuru konusu ibare arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, ayrıca davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini ileri sürerek, davalı nın sayılı kararının iptaline, tescil edilmiş olması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Müdahil davacı vekili, müvekkili şirketin 2000 yılından bu yana “ibareli markanın sahibi olduğunu, bu markayı tanınmış hale getirdiğini, davacıya ait “” markasının da 13.12.2006 tarihli devir sözleşmesi ile bir kısım mallar yönünden müvekkiline devredildiğini ileri sürerek, müdahale talebinin kabulü ile sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davaya konu başvurusu ile davacıya ait markalar arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Müdahil davalı ... vekili, başvuru konusu ibarenin 35. ve 43. sınıflar yönünden müvekkilince 08.08.2007 tarihli sözleşme ile devralındığını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
.../...
-2-
Mahkemece, Dairemizin 26.12.2012 tarih, sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal anlamda yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, ayrıca markaların kapsadığı mal ve hizmet sınıflarının da örtüştüğü, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas tehlikesinin olduğu gerekçesiyle sayılı kararının iptaline, dava açıldıktan sonra feragat nedeniyle terkin edildiğinden dava konusu markanın 30. ve 40. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 35/08 ve 43/01 mal ve hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve asli müdahiller vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekili ve asli müdahiller vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekili ve asli müdahiller vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 06,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.