Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 15.05.2013 tarih ve 2012/218-2013/101 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının yılından beri ibaresini marka olarak kullandığını ve anılan ibareli sayılı markalarının bulunduğunu, davacının ibareli 29 ve 30. sınıf emtiayı içeren marka başvurusuna davalının ibareli markasına dayanarak itirazda bulunduğunu, itirazın Markalar Dairesi tarafından kabul edilerek müvekkili başvurusunun reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin yaptığı itirazın nihai olarak tarafından reddedildiğini, kararın hukuka uygun bulunmadığını, müvekkilinin markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, başvuru konusu işaretin uzun yıllardan bu yana kullanıldığını, davalının, davacının bareli markalarının müddet olmasından evvel kötüniyetle tescil edilen markasıyla, başvuru konusu işaretin karıştırılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının benzer olduğu, iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacının anılan işareti uzun zamandır kullanmasının, ikinci veya mükerrer marka tesciline olanak sağlamayacağı, davacının önceki areli markalarının son başvuru tarihinden çok uzun süre önce hükmünü yitirmesi karşısında, yargılama konusu başvurunun seri marka yaratma amaçlı olduğundan da söz edilemeyeceği, tescilli kullanım önceliğinin markasal olarak davalıya ait olması karşısında başvurunun tescilinin davalı aleyhine haksız rekabet yaratmasının da yüksek ihtimal dahilinde bulunduğu, bu nedenlerle kararının hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
.../...
-2-
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy