Taraflar arasında görülen davada verilen 11/04/2013 tarih ve sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ...'ın davalı şirkette şirket müdürü olarak çalıştığını ve karşılıklı mutabakat sonucu 31/08/2010 tarihinde görevinden ayrıldığını, diğer davacı ...'nun da şefi olarak görev yaptığını şirketin alacakları, banka kayıtları, alacakların takibi ve satışa bağlı işlemlerin takibini yürüttüğünü ve davalı şirket ile karşılıklı mutabakat sonucu 31/08/2010 tarihinde görevinden ayrıldığını, 2008 yılında isimli şahsın davalı şirketten mal alımı yaptığını ve bunun karşılığında davalı şirkete vadeli 5 adet çek verdiğini, bu çeklerden üçünün bankaya ibraz edildiğinde karşılığının çıkmadığını ve çeklerin arkasına şerh edildiğini, 0094795 seri nolu 18/05/2008 tarihli 5359,50 TL bedelli çeki, yine aynı bankanın aynı hesap nosuna keşide edilmiş 00951959 seri nolu ve 05/07/2008 tarihli 5.076,00 TL bedelli çeklerini sehven takibe göndermediğini, davalı tarafından her iki müvekkili aleyhine borcundan dolayı esas sayılı dosya ile icra takibi yapıldığını ve borcun tamamının davacılar tarafından müşterek olarak ödendiğini, ancak bu ödemeyi haksız olarak ve cebri icra tehdidi altında yapmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek, müvekkillerinin 2011/377 esas sayılı dosyasında borcunu tüm fer'ileriyle birlikte ödediklerini davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan 7815,00 TL toplamda 15.630,00 TL haksız ödemenin vuku bulduğu 06/06/2011 tarihinden itibaren işleyen reeskont faizi ile birlikte istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, toplam 10.435.50 TL tutarındaki 2 adet çekin süresinde icraya verilmeyerek çeklerin zamanaşımına uğratılıp çek vasfını yitirmelere sebep olunarak şirketin zararına sebep olunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ... ile davalı şirket arasında 28/09/2001 ve 23/06/2010 tarihli hizmet sözleşmelerinin bulunduğu, ilgili hizmet sözleşmeleri uyarınca davacı ...'ın davalı şirkette şirket müdürü sıfatıyla çalıştığı, davacı ...'nun ise şirkette ticaret ve pazarlama şefi olarak şirket müdürü tarafından görevlendirildiği, TTK. 342. maddesinde şirket müdürlerinin
.../...
-2-
de yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklarına karşı yükümlülüklerini gereği gibi veya hiç yerine getirmemeleri halinde sorumlu olacaklarının hükme bağlandığı, bu suretle şirket müdürü sıfatı bulunmayan davacı ...'nun şirkete karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, davacının haksız yere ve haciz tehdidi altında davalı şirkete ödemiş olduğu 7.815,00 TL'nin istirdadını talep etmekte hakkının bulunduğu, 31/08/2010 tarihine kadar şirket müdürü olarak görev yapmış olan davacı ...'ın çekleri zamanında takibe koymaması nedeniyle davalı şirketçe karşılık ayırma işleminin yapılamadığından bahisle davacının şirketi zarara uğrattığı iddia edilmiş ve şirket müdürü olan davacının şirkete karşı TTK. 342. madde kapsamında hukuki sorumluluğu mevcut ise de; davalı şirkete dava dışı tarafından keşide edilerek verilen dava konusu çekler haricindeki diğer çekler bakımından ödemeden aciz belgesi verilmiş olması ve ayrıca davalı tarafça karşılık ayırma işlemi yapılamadığından bahisle şirketin zarara uğradığı iddia edilse de 323.maddesi uyarınca karşılık ayırma işlemlerinin dava veya icra safhasında bulunan alacaklar bakımından geçerli olduğunun hükme bağlanıp, icra takibinin 08/04/2011 tarihinde yapılmış olması, icra takibi yapıldığı dönemde karşılık ayırma işlemlerinin yapılabilecek olması ve davalı şirketçe karşılık ayırma işleminin yapıldığının 25/09/2012 tarihli davalı vekilinin dilekçesinde bildirilmiş olması karşısında, davalı tarafça ispat edilebilen bir zararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davacı ... için 7.815,00 TL'nin davacı ... için 7.815,00 TL'nin davacıların ödeme tarihleri olan 06.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 800,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy