Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 13/03/2013 tarih ve 2011/713-2013/70 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’ın kullanmış olduğu kredilerin teminatı olarak davalıya ait taşınmazlar üzerine banka lehine ipotek tesis edildiğini, müvekkili bankanın tarafından yapılan usulsüz işlemler ile kredi borcu ödenmediği halde taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırıldığını, gerçekte kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle banka alacağının devam ettiğini, bu nedenle ipoteğin kaldırılması işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek, MK'nın 933. maddesi hükmü uyarınca usulsüz fek edilen ipoteğin hükmen tesisine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında taşınmazı devralan kişiler davaya dahil edilmiştir.
Dahili davalılardan, müvekkilinin iyiniyetli olarak taşınmazı satın aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dahili davalılardan, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ile dahili davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak sayılı dosyasında sanıklardan ..., ile ilgili olarak 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3 maddesi gereğince verilen mahkumiyet hükmünün kesinleştiği, davalılar mahkumiyet kararı ile sabit nitelikli eyleme ilişkin olarak özellikle son müktesip açısından iradi bir katılım durumu ispatlanamadığı, dolayısıyla karine olarak mevcut olan tapu siciline güven ve iyi niyetin kalktığından bahsedilemeyeceği gerekçesiyle,
.../...
-2-
taleple bağlılık ilkesi uyarınca taşınmazın aynına yönelik istem bakımından davanın reddine, davacı kurumun bilirkişi raporu ile sabit zarar miktarının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalılar ... ve ... ile dava dışı kişilerden tahsili noktasında muhtariyetlerine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz eden davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 31/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.