Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 07.06.2013 tarih ve 2013/103-2013/212 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ...'nın 26.11.1993 tarihinde “”yi kurduklarını, şirketin kurulduğu 1993 yılından bu yana bir çok iş kolunda faaliyet gösterip, yoğun bir çalışma içinde olduğu halde bilançolar ve maliye kayıtlarına göre çoğu yıllarda zarar etmiş göründüğünü, şirketin kuruluşundan beri müdürü olan davalı ...'nın şirketi basiretli bir tacir gibi yönetmediğini, aslında şirketin kâr etmiş olmasına rağmen davalı ...’nın bu kârları şirkete değil kendi malvarlığına aktardığını, şirketten elde ettiği gelirlerle kardeşi ... adına kamyonlar, traktör ve iş makineleri satın aldığını, bu araçların şirketin malvarlığı ve kazancıyla satın alındığını, müvekkilinin bu nedenle doğrudan ve dolaylı olarak zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 200.000,00 TL alacağın (tazminatın) yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın dayanağının olmadığını ve varsayımlardan ibaret olduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davacının hissedarı olduğu şirketle hiçbir ilişkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının ortaklığa ait olduğu, davacının ise şirket yöneticisine karşı açtığı sorumluluk davasında tazminatın kendisine verilmesini istemiş olup, şirkete verilmesi yönünde bir istemi olmadığı, her ne kadar bozmadan sonra davacı vekili davasını bu yönde ıslah etmek için süre talebinde bulunmuşsa da, Yargıtay bozma ilamından sonra usul hükümleri uyarınca ıslahın mümkün olmadığı, davalı ... yönünden verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının Yargıtay bozma ilamında reddine karar verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
.../...
-2-
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesi gereğince müteselsilen sorumluluk da dahil olmak üzere birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verildiğinde ret sebebi ortak olan davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece davanın reddi nedeniyle her bir davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının hüküm bölümünün 4 numaralı bendinde yer alan “ayrı ayrı” kelimelerinin karardan çıkartılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.