Taraflar arasında görülen davada verilen 27/06/2013 tarih ve 2012/307-2013/354 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete 1.000,00 USD ödemek suretiyle bir adet hisse satın aldığını, bu konuda müvekkiline nama yazılı hisse senedi verildiğini, müvekkilinin davalı şirketin hiç bir genel kuruluna çağrılmadığını, ortak değilmiş gibi işlem yapıldığını, müvekkilinin davalı şirkete sözlü olarak müracaatı üzerine hisse senedinin aslının istendiğini, hisse senedinin notere tasdikinin yapılarak aslının şirkete gönderilmesine rağmen pay sahipliğinin kabul edilmediğini, bu konuda gönderilen ihtarnameden de sonuç alınamadığını ileri sürerek, bir adet hissenin müvekkiline aidiyetinin tespitine, sermaye artışları da dikkate alınarak müvekkili adına şirket pay defterine işlenmesine, payların iadesinin mümkün olmaması halinde rayiç bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının pay defterinde yer alan ortaklık payının olmadığını, müvekkili şirketin hisse senedi çıkardığına dair bir kaydın da bulunmadığını, kaldı ki senette yönetim kurulu başkanı olarak imzası bulunan belgede yazılı tarihte şirket ortağı dahi olmadığını, belgeye itibar edilemeyeceğini, devrin kaynağının da gösterilmemiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar da davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından ibraz edilen hisse senedinin şirket kayıtlarında, davacının adının pay defterinde yer almadığı, davacının hiçbir genel kurula çağrılmadığı ve katılmadığı, bunun yanında hisse senedinde adı bulunan o tarihte şirket
.../...
-2-
ortaklığının dahi bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece nama yazılı hisse senedi ile anonim ortaklığa karşı pay sahipliği iddiasında bulunmasının yerinde olmadığ, ayrıca davacı tarafça hisse miktarının davalı şirkete ödendiği hususunda tanık dinletilmesi istemine davalı şirket tarafından muvafakat edilmediği gibi paranın davalı şirkete ödenmiş olmasının davacının hissedar olarak kabulüne yeterli olmadığı, bu nedenle bu istemin yerinde görülmediği gerekçesi ile ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy