Taraflar arasında görülen davade verilen 26.02.2013 tarih ve 2010/541-2013/65 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekça tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili 1/2 pay hissedarlarının müvekkili ve davalı olduğunu, ticaret sicilinde bu şekilde kayıtlı olduğunu, davalının üç yıla yaklaşan zamandır şirketin gelir giderleri ile cirosunu ve faaliyetleri konusunda müvekkiline bilgi vermediğini, müvekkilinin işyerine girmesine izin verilmediğini, bu nedenle ihtarname gönderildiğini, olumlu sonuç alınamadığını, taraflar arasındaki ciddi anlaşmazl49. maddesinde sayılı haklı sebep oluşturduğunu ileri sürerek şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu şirketin 1/2 payının davacıya 1/2 payının davalıya ait olduğu , başkaca şirket hissedarı olmadığı, davanın şirket hissedarı davacı tarafından diğer hissedar davalıya karşı açıldığı, yerleşik Yargıtay kararlarında uygulandığı üzere şirketin tüm ortakları davacı ve davalı olarak davada taraf olduğundan haklı nedenle fesih davasında şirketin taraf gösterilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, taraf teşkilinin tamamlanmış kabul edileceği, feshi istenen dava konusu şirketin ortaklarının davacı ve davalı olması, başka ortak bulunmaması, bu iki ortak arasında davanın açılmasından itibaren geriye doğru iki üç yıllık sürede sürekli anlaşmazlık ve çekişme bulunduğu, davacı ortağın işyerine girmesine davalı tarafından izin verilmediği, dolayısıyla taraflar arasında birkaç yıl süren güvensizlik ve anlaşmazlığın devam etmesi nedeniyle şirketteki ortaklığın devamının sağlanmasında sorun ortaya çıktığı, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiği, bu hususların haklı sebep teşkil ettiği, taraflar arasındaki fiili durumun ve anlaşmazlığın sonucunda güven ilişkisinin sona ermesi nedeniyle şirket ortaklığının sürdürülmesi ve şirketin devamlılığının taraf ortaklar yönünden fiilen imkansız hale gelmesi nedeniyle şirketin haklı sebeple fesih şartlarının oluştuğu; ancak fesih yerine davacı ortağın gerçek pay değerinin ödenmesi suretiyle şirketten çıkması halinde, 6102 sayılı TTK ile artık
.../...
-2-
şirketlerin tek ortakla faaliyetini devam ettirmesi yasal olarak mümkün hale geldiğinden, bu yasal düzenleme dahi gözetilerek, bilirkişice belirlenen davacı ortağın payının gerçek değerinin davalı ortak tarafından davacı ortağa ödenmesi suretiyle, davacı ortağın şirketten çıkmasına karar verilmesinin yasanın düzenleme amacına uygun olacağı gerekçesi ile davacının şirketteki öz sermaye tutarı olarak bilirkişi raporunda belirlenen 10.832,31 TL (gerçek) pay bedelinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacı ortağın şirketten çıkmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 159,80 TL harcın temyiz edene iadesine, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.