MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.01.2013 tarih ve 2013/328 esas sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı (ihtiyati tedbir talep eden) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında "franchise" sözleşmesinin imzalandığını, davalının sözleşmeye aykırı bir surette kendi ürettiği mamulleri sattığını, davalının işyerindeki kadınlar tuvaletinde gizli kamera tespit edildiğini, kamerayı davalının sigortasız bir çalışanının monte ettiğinin anlaşıldığını, bu hususların müvekkilinin "mado" markasına zarar verdiğini, davalı işyerindeki bir kısım "mado" markalı ürünlerin sahte olduğunun anlaşıldığını, bu nedenlerle sözleşmenin feshedildiğini, feshe rağmen davalının halen bayiymiş gibi hareket edip "mado" markasını kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek 10.000,00 TL maddi zararının tahsilini istediği davada davalının "mado" markasını kullanmasının engellenmesi, tüm levha, tabela, ürün, malzeme vs. nin toplanarak müvekkiline teslimi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tensiben tedbir talebi reddedilmişse de davacının başvurusu üzerine, davalının "mado" markası adı altında kullanmış olduğu tüm levha, tabela, baskılı, dayanıklı ürünler, dayanıklı malzeme, makina ve teçhizatların dava sonuçlanıncaya kadar yediemine teslimine, ayrıca Mado markasına yönelik tecavüzlerin dava sonuna kadar son verilmesine, bu marka altındaki faaliyetlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili, cevap ve karşı dava dilekçesinde, sözleşme süresi içinde davacı-karşı davalının siparişlerini karşılamadığını, müvekkiline tanınan bölgede sözleşmeye aykırı şekilde üçüncü kişilerle franchise sözleşmesi yaptığını, sistemin gerektirdiği kalitede malların üçüncü kişilerden alınabileceğini, sözleşmenin yapıldığı tarihlerde davacının pasta ve sütlü tatlı üretimi olmadığından diğer mallarda da sevkiyat zorluğundan karşılıklı görüşmelerle sözlü ve yazılı anlaşmalar doğrultusunda hareket edilerek müvekkilince sadece tatlı ürününe ilişkin imalat yapıldığını, diğer tüm ürünlerin davacıdan alındığını, 13 yıl boyunca bu şekilde hareket edildiğini, bunun için onay ile imalathane kurulduğunu, davacının usta dahi gönderdiğini, kamera olayında hiç bir yerde davacının isminin geçmediğini savunup ileri sürerek davanın reddini istemiş ve karşı dava olarak 10.000,00 TL maddi zararının tahsilini, mado bayii olarak müvekkilinin faaliyetinin devamı yönünde tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, tedbir kararına itirazında, sözleşmenin süresinin dolmadığını, duruşma yapmadan deliller değerlendirilmeden, cevaplar incelenmeden tedbirin kabulünün müvekkilinin ticari faaliyetinin sonu olacağını savunarak tedbirin kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yanın dava değeri kadar bedeli teminat olarak vezneye depo edeceğini bildirdiğini, HMK 395/1 maddesi gereğince talebin yerinde görüldüğü, dava konusu iddiaların yargılamaya muhtaç olduğu gerekçesiyle dava değeri olan 10.000,00 TL teminat yatırıldığı taktirde 28/06/2013 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı (ihtiyati tedbir talep eden) vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy