Taraflar arasında görülen davada verilen 21/05/2013 tarih ve 2011/499-2013/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve aynı zamanda müdürü olduğunu, yanlar arasında uyuşmazlık ve iş yapamazlık halinin Mahkemesi'nin 2008/744 Esas sayılı dava dosyası ile de resmiyet kazandığını, tarafların biraraya gelme ihtimalinin kalmadığını, şirket faaliyetlerinin yapılamaz hale geldiğini, diğer ortağın yapması gereken ödemeleri halen müvekkilinin yaptığını, davalı ortağa ihtarname gönderildiğini, ancak tebliğ edilemediğini ileri sürerek davalı şirketin tasfiyesiz feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, şirketin tasfiyesine muvafakat ettiklerini, pay devrine ilişkin de davacıya muvafakat verildiğini, ancak davanın açılmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bu nedenle müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesini istemiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;davalı şirketin ortakları olan davacı ve davalı arasındakayden görülen davada yanlar arasında davalı şirket ile ilgili alacak nedeniyle uyuşmazlık çıktığı, davalı şirketin kiracı olarak bulunduğu yere ilişkin olarak davacı tarafından diğer ortaktan ayrı olarak kiraya veren ile arasında kira sözleşmesinin yapılmasının sağlandığı, davanın kısmen kabul ile sonuçlandığı ayrıca davalı ortak vekilinin de 21.05.2013 tarihli duruşmada şirketin tasfiyesine ilişkin olarak muvafakat ettiklerini bildirdiği bu itibarla davacının şirketin feshi nedenlerinin haklı olduğu gerekçesiyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
.../...
-2-
1- Davacı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434 ncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru harcı ile 25,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy