Taraflar arasında görülen davada ahkemesi’nce verilen 23.05.2013 tarih ve 2011/403-2013/261 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkil şirketin kurulduğu 2003 yılından beri ticaret unvanında yer alaresini fasılasız olarak kullandığını, aynı zamanda areli tescilli markasının bulunduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının kötü niyetli olarak hem ticaret unvanında hem de marka olararesinin önüne sadsını ekleyerek haksız kazanç elde edecek şekilde hareket ettiğini, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini ve davalının ticaret unvanında yer alasinin ticaret unvanından ve ticaret sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının, müvekkil şirketin markası ile aynı ve ondan önce tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış bir markasının bulunmadığını, tanınmış veya meşhur, yüksek itibarlı bir marka veya hakkının da olmadığını, 1998 yılından beri müvekkilinin “aresini ticaret unvanında kullandığını, her iki şirketin farklı faaliyet alanlarında hizmet sunduğunu savunarak davaların reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; daha önce davacının kullanımında bulunan ve davacının üstün hak sahibi olduğ markasının davalı tarafındanrildiği, her iki markanın benzer sınıflar yönünden tescilli olmaları, tarafların iş sahalarının benzerliği dikkate alındığında, ortalama tüketici tarafından markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacınınıyla 30.07.2003 tarihinde kurulduğu, davalının ise aynı faaliyet alanında hizmet vermeye 23.08.2010 tarihinde ana sözleşme değişikliği sonrasınnma Svanıyla başladığı, her iki ticaret unvanında klavuz kelimeninolduğu, diğer kelimelerin kanuni zorunluluk taşıyan, jenerik özellikteki kelimeler kabul edilmeleri gerektiğinden ayırt edicilik unsuru barındırmadıkları, davacının faaliyet alanı dikkate alındığında davalının aynı ve benzer mal ve hizmet yönünaresini ticaret unvanında kullanmasının Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olmadığı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
.../...
-2-
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.