Taraflar arasında görülen davada verilen 07.05.2013 tarih ve 2011/313-2013/234 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette hissedar bulunduğunu, 13/08/2011 tarihinde yapılan olağan genel kurulun müvekkiline usulüne uygun şekilde bildirilmeden yapıldığını, bu toplantıda şirketin sahip olduğu gayrimenkullerin 310,000,00 TL'den aşağı olmamak üzere satılmasına yönelik karar alındığını, alınan kararın şirket ortakları açısından fahiş zararlara yol açacağını, satış bedelinin ne olacağı, hissedarlara ne gibi bir ödeme yapılacağının açıkça belirtilmediğini ileri sürerek, 13/08/2011 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, şirketin olağan genel kurulunun yasalara uygun bir şekilde ilan edilerek yapıldığını, davalı şirketin nakdi imkansızlıklar içerisinde bulunduğunu, fabrikanın uzun zamandır çalıştırılamadığını, birikmiş vergi ve sosyal güvenlik borcu bulunduğunu, ödeme güçlüğü nedeni ile yeniden yapılandırmadan kaynaklı borçların ödenemediğini, şirketin iflasını önlemek amacı ile genel kurulca çoğunluk sağlanarak satış kararı alındığını, alınan karar ve yapılan toplantının yasalara uygun şekilde yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, genel kurul kararlarının salt çağrı noksanlığı sebebi ile iptal edilmesinin mümkün olamayacağı, bunun yanında genel kurul toplantısında alınan kararların yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun ispatının da gerektiği, bunun ise ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy