Taraflar arasında görülen davada verilen 12/07/2012 tarih ve 2009/242-2012/473 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layhalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin gurbetçi olarak zor koşullarda biriktirdiği 141.500 DM kazancını istediği zaman geri alabileceği karlı bir yatırıma dönüştürmek için 4 makbuz karşılığında davalılara verdiğini, ödediği parasını şifahi olarak talep eden müvekkilinin parasının geri ödenmediğini, davalıların kanunların açık hükümlerine aykırı olarak para tahsil ettiklerini ve faaliyetlerini de geçerli bir hisse senedi satımı yapılmış gibi göstermeye çalıştıklarını,davalılar tarafından yürütülen söz konusu para toplama faaliyetinin özellikle planlı ve bilinçli olarak yürütülmesi nedeniyle eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu, nitekim bu hususun ceza yargılamasında da belirlendiğini, her ne kadar müvekkilinden alınan paraların alınmış olsa da şirketin müvekkiline gönderdiği yazıların içeriği, şirketlerin ortakları ve yönetim kurulunun aynı olması, toplanan paralarıaktarılmış olması ve yararına kullanılmış olması nedeniyle davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek davalılara verilen 141.500 DM karşılığı 151.405 TL'nin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.500 TL'lik kısmının ödendiği tarih itibariyle işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, bu doğrultuda müvekkilinin davalı şirketlerle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, ve diğer mevzuata aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan ...'ün tek ortağı olduğu, davacının dava dışı yabancı ülkedeki şirket ile sözleşme akdettiği, dosya kapsamına göre banka kayıtları ile yurtdışı şirket hesaplarından devamlı para akışısın sağlandığı ve holdinge sermaye artımı yoluyla holding aracı kılınmaksızın yapılan transferlerle hakim ortağı olduğu davalı ...'e aktarıldığı, yurtdışındaki iki şirketin kuruluş amacının bu olduğu, nitekim şirketlerin herhangi bir ticari faaliyetleri olmadığı halde kar dağıtımının yapıldığı, tüm bu eylemler bir arada değerlendirildiğinde, ...'ün davacıdan ortaklık payı altında elde ettiği bu parayı iade ile doğrudan yükümlü .../...
-2-
olduğu, maddelerinde düzenlenen yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bunu gerektirdiği, Medeni Kanun'un 2. maddesi gereğince hakkın açıkça kötüye kullanılmasının söz konusu olduğu hallerde tüzel kişilik perdesinin aralanmasının gerektiği, bu doğrultuda dosya kapsamında saptanan olgulara emsal olarak açılan davalarda alınan bilirkişi raporlarına, ceza mahkemesi dosyasındaki raporlara göre yurtdışında kurulan şirketler ile davalılar arasında hukuki ve fiili organik bir bağ bulunduğunun kabulünün gerektiği, dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmamış ise de, tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi gereğince, sayılı dosyasında verilen kabul kararının derecattan geçerek kesinleştiği ve tüm dosya kapsamına göre, holdingin sermaye artırımında kullanmak suretiyle nakit olarak verildiği ve banka aracılığıyla transfer yapılarak gelen paraların sessiz ortaklardan gelen paralardan karşılandığı, yabancı şirketlerin bankadaki hesaplarına transfer yapılarak sessiz ortaklara geri dönüşü engellenmek amacıyla holding iştiraki olmayan şirketlere kaynak sağlandığı, davalı ...'ün bu eylemlerinden gerek haksız fiil gerekse organizasyon çatısı olarak ifade edilen holdingin başkanı olarak sorumlu olduğu, dava dışı yurtdışındaki şirket ile davalı ... arasında organik ve hukuki bağın bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin kısmi davası ile talep ettiği 7.500 TL yönünden davanın kabulü ile dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline, davacı vekilinin 21/03/2012 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 143.905 TL artırarak 151.405 TL'ye çıkartmışsa da, ıslah tarihi olan 21/03/2012 tarihi itibariyle BK 60. Maddesinde belirtilen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah edilen bölüm için dolduğu, bu nedenle ıslah edilen bölüm için zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle bu bölüm için davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 384,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy