MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/06/2013 tarih ve 2011/472-2013/303 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin bir dönem ortağı olduğu davalı şirketteki ortaklığının sona erdirilmesi konusunda 05/12/2004 tarihli limited şirket paylaşım sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre davalı şirkete ait mağazaların bir kısmının müvekkil şirkete bir kısmının ise davalı şirkete bırakılarak ortaklığın sona erdirildiğini, tarafların bir kısım yükümlülükleri yerine getirmelerini takiben ibraname düzenlendiğini, sözleşmenin 10.maddesine göre devam eden ve ihtilaflı alacak ve borçlardan dolayı daha sonra şirketin herhangi bir borcu/alacağı çıktığında ayrılan tarafın bunun yarısını ödemeyi/almayı kabul ettiğinin düzenlendiğini, ibranamenin imzalanmasından önce müvekkil şirketin ortağı bulunduğu davalı şirketin yaptırdığı sigorta poliçesindeki rizikonun gerçekleştiğini, şirkete ait aracın çalındığını, bu hasarın tazmini için açılan davanın lehlerine sonuçlandığını, icra takibi sonucunda yasal avukatlık ücretleri ve masrafların mahsubundan sonra net 52.771,00 TL transfer edildiğini, bu paranın yarısının davacı şirkete ödenmesi gerektiğini, davalıya noterden ihtar çektiklerini, cevap verilmemesi üzerine icra takibinde bulunduklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek haksız itirazın iptali ile davalının alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bir dönem müvekkili şirketin ortağı olan davacının daha sonra ortaklıktan ayrıldığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve ibranameden önce bahse konu sigortayı yaptırdıklarını, rizikonun gerçekleşmesi üzerine açılan davanın lehlerine sonuçlandığını, bu karar gereğince karşı taraftan 36.000,00 TL tahsil edildiğini, bu paranın yarısını davacıya ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, şirket paylaşım sözleşmesinde bu dosyanın yer almadığını, rizikonun gerçekleşme tarihinin daha önce olduğunu, düzenlenen ibranameye göre davacının isteme hakkının bulunmadığını, istenilen paranın tahsil edilen paranın yarısından fazla olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi kök-ek raporlarına göre, tasfiye sözleşmesinin 10. maddesinin 2. cümlesinde "Devam eden ve ihtilaflı alacak ve borçlardan dolayı daha sonra şirketin herhangi bir borcu ve alacağı çıkması durumunda ayrılan taraf bunun yarısını ödemeyi veya almayı kabul eder" hükmü yer aldığı, sözleşmenin bu hükmü nazara alındığında tasfiyeden önce gerçekleşen rizikodan dolayı ortaklığın ihtilaflı alacağı söz konusu olduğu, tasfiyeden sonra tahsil edilen paradan dolayı bu kapsamda ayrılan ortak olan davacının alacağı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile; Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2011/4924 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, hükmolunan meblağın (27.112,00 TL'nin ) %20'si üzerinden hesaplanan (5.422,40 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.387,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy