MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.07.2013 tarih ve 2009/139-2013/121 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına kayıtlı bulunan 87/096582 başvuru numaralı “BABY CLUB” ibareli markanın ilk defa 02.02.1987 tarihinde 24 ve 25. sınıf emtialar yönünden C&A Nederland CV adına tescil edilmiş olup, bu marka ve markaya dayanarak yapılmış tüm itirazlardan doğan hakların 16.05.2007 tarihinde TPE'ye verilen dilekçe ile ilk tescil sahibi üzerinden Aldemar AG'ye, 16.10.2008 tarihinde de müvekkiline devredildiğini, müvekkili adına 2005/29570 no'lu 18, 24 ve 25. sınıf emtialar yönünden “BABY CLUB+Şekil”, 2005/29569 no'lu 18. sınıf emtialar yönünden “BABY CLUB” ve 2006/22931 no'lu 24. sınıf emtialar yönünden “BABY CLUB” ibareli tescilli markaların da bulunduğunu, davalının 2005/36861 no'lu “BABY-C” ibareli 5, 25 ve 32. sınıf emtiaları kapsayan marka tescil başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini ancak, itirazın TPE Markalar Dairesi Başkanlığı ve YİDK tarafından markalar arasında iltibasa yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, davalının markasının müvekkilinin “BABY CLUB” markasının tescilli bulunduğu 25. sınıf emtialar için tescil edildiğini, müvekkilinin markası ile davalının markasının kök kelimeleri aynı olup, “C” harfinin ise “CLUB” kelimesinin kısaltılmış hali olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olup, davalının markasının ayırt edici niteliğe de sahip bulunmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli 2005/36861 no'lu “BABY-C” markasının 25. sınıf emtialar yönünden 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “BABY-C” markası için 31.08.2005 tarihinde TPE nezdinde 2005/36861 no'lu tescil başvurusunda bulunduğunu, davacı tarafından işbu marka başvurusuna itiraz edildiğini ancak, TPE Markalar Dairesi ve YİDK tarafından her iki marka arasında iltibasa yol açabilecek benzerlik bulunmadığı gerekçesi ile itirazın reddedildiğini ve müvekkilinin markasının 03.03.3008 tarihinde 5, 25 ve 32. sınıf emtia yönünden tescil edildiğini, markalar arasında iltibasa yol açabilecek hiçbir benzerlik bulunmadığını, ayrıca davacı adına tescilli dava konusu markaya ait ürünlerin Türkiye'de “C&A” markası altında pazarlandığını, bu nedenle de tüketicinin markaları karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, kaldı ki markalar arasında hem yazım karakteri hem de fonetik söyleyiş bakımından farklılıklar bulunduğunu, “C” harfinin, “CLUB” ibaresinin kısaltması olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı markasındaki “C” harfinin “CLUB” ibaresinin kısaltılması olduğunu ileri sürse de Türkçe'de böyle bir yaygın kullanımın bulunmadığı, davacı markasının tescil edildiği bebek ürünleri bakımından güçlü bir ayırt ediciliğe sahip olmadığı, “BABY” kelimesinin ürünlerin potansiyel kullanıcıları olan bebek anlamına geldiği, “CLUB” kelimesinin ise ürüne yabancı olmayan, tekstil sektöründe yaygın olarak kullanılan ve güçlü ayırt ediciliği olmayan bir ibare olup, bütün olarak “BABY CLUB” ibaresinin bebek ürünleri için ayırt edicilik gücünün oldukça zayıf olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve davalının TPE nezdinde 2005 36861 numara ile tescilli “BABY-C” markasının 25. sınıftaki (bebek ürünleri hariç) ürünler bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı vekili tarafından temyize cevap dilekçesi olarak ibraz edilen ancak niteliği itibariyle katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilerek bu doğrultuda değerlendirmeye tabi tutulan dilekçenin temyize cevap süresinin bitiminden sonra verildiği gibi, temyiz defterine kaydedildiği belirlenememiş ve temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içerisinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)'nın 434. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 365. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin havale ettirilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 Esas, 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK)'nda, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK'nın 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt da bulunmadığından, bu İBK’nın uygulanması gerekmediğinden, davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince ise; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve temyiz edenin sıfatına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru harcı ile 25,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 11.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy