Taraflar arasında görülen davada... bozmaya uyularak verilen 28/06/2013 tarih ve 2012/31-2013/532 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 25.04.1979 tarihinde doğumundan hemen sonra babasının davalı bankanın...nolu küçük adına cari hesap cüzdanı ile hesabı açtırdığını, hesapta 1980 yılında 1.000 TL bakiye olduğunu, müvekkilinin hesaptaki paranın ödenmesi için davalı bankaya başvurduğunda hesabın 10 yıl işlem görmemesi nedeni ile... devredildiğini ve zaman aşımına uğradığının beyan edildiğini, hesap reşit olmayanlar için açılan cari hesap olduğu için zaman aşımı süresinin küçüğün reşit olduğu tarihten itibaren başlaması gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı bankadan olan alacağının ve uğradığı zararın tespit edilmesini ve bu zararın şimdilik 2.000,00 TL’lik kısmın hesap tarihinden itibaren işleyecek kademeli ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı adına açıldığı iddia edilen hesaba kayıtlarda rastlanmadığını, hesabın hareket görmemesi nedeniyle zaman aşımına uğrayarak...devredilmiş olabileceği ya da yasal temsilci tarafından çekilmiş olabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın hamili bulunduğu hesap cüzdanı ile bankada mevduatı bulunduğu hususunu ispatladığı, hesap tarihinde yürürlükte bulunan 7129 sayılı Yasa hükümleri gereğince davalı banka tarafından davacının isim hüviyet ve malik adresi ile mevduatının faizi ile birlikte bağlı olduğu miktar gösterilmek sureti ile tanzim edilecek bir cetvelin merkez bankasına tebliğ olunduğu olgusu ispatlanamadığı gibi mevduat alacağının zaman aşımına uğrayacağı olgusunun mevduat sahibinin adresine tebliğ edilmiş olduğu hususunun da ispatlanamadığı, bu itibarla mevduat alacağının zaman aşımına uğramadığı, halen talep edilebilir durumda bulunduğu, faiz yürütülerek yapılan hesaplama neticesinde 1.000 eski TL mevduat alacağının 96,33 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 96,33 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
...
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince; HUMK’nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2'nci maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 2013 yılı itibariyle 1.820,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 28.06.2013 hüküm tarihi itibariyle kesindir.
Somut uyuşmalıkta mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 96,33TL alacağın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilince karara yönelik olarak yapılan temyiz isteminin kabul edilen alacağın yukarıda anılan Kanun hükümleri uyarınca temyiz sınırının altında kalması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nın 432/4.madde hükmü uyarınca REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 17/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.