Taraflar arasında görülen davada verilen 01.03.2013 tarih ve 2011/159-2013/36 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın umaralı hesabından 8.741 USD ve 1.001 TL'nin tanımadığı ve ticari ilişkisi olmayan isimli şahsın 861124-1 numaralı hesabına 27/08/2008 tarihinde yapılarak aktarıldığını, müvekkilinin internet bankacılığını kullandığını, şifresinin 3. şahıslar tarafından sim kartla kopyalanmak sureti ile bankadaki hesabın başka bir hesaba aktarıldığını, bankanın güvenlik kurumu olması, emanet edilen parayı koruyamaması sonucu sorumlu olduğunu ileri sürerek 8.741 USD'nin ödeme tarihindeki fektif satış kuru üzerinden olay tarihinden itibaren yine ödeme tarihindeki efektif satış kuru hesap edilerek dövize uygulanan en yüksek orandaki faizi ve 1.001 TL'nin de olay tarihinden itibaren işeyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın niteliği itibari ile sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olmasından dolayı müvekkili bankaya yöneltilmesinin mümkün bulunmadığını, davacının uğradığı iddia edilen zarara kendi kusurlu davranışı nedeniyle sebep verdiğini, müvekkil bankanın sitesinin güvenliğini sağlamak için gerekli tüm önlemleri aldığını ve kusurlu bulunmadığını, olayın geçtiği tarihte müvekkil bankanın internet bankacılığı web sitesinin girişinde müşterilerin uyması gereken genel güvenlik uyarıları ile yapması gereken güvenlik ayarlarının tek tek belirlendiğini, bu hususların yerine getirilmediğini, bu nedenle davacının kendi kusurlu davranışından olayın meydana geldiğini savunarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı müşterinin müterafik kusurundan söz edilebilmesi için davacıya ait şifre gibi statik kişisel bilgilerin davacı kanalı ile ele geçirildiğinin kanıtlanması gerektiği, buna göre, davalı bankanın müşterisi olan bugüne kadar davalı banka ile ilişkisinde herhangi bir sorun çıkmadığı, davacı müşteriye 3. kişilerin hesap ile ilgili bilgileri edinmemesi konusunda özen borcu yüklendiği, özen borcu nedeni ile kusur oranı saptanıp paylaştırılması
.../...
-2-
düşünülebilir ise de sözleşmeden doğan koruma yükümlülüğüne aykırı davranıldığının ispat külfetinin davalı bankada bulunduğu, davalı bankanın ise bu hususu kanıtlayamadığı ve zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 8.741,00 USD'nin 3095 sayılı Yasa'nın 4-a maddesine göre dava tarihi 01/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının, yine 1.001 TL'nin dava tarihi 01/09/2009'dan itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 720,45 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy