Taraflar arasında görülen davada verilen 18/07/2013 tarih ve 2012/225-2013/193 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, dünyanın önde gelen isimlerinden biri olan müvekkili Dr. ...'ün isminin veson derece tanınmış markalar haline geldiğini, ayrıca markalarının müvekkili şirket adınabulunduğunu, hal böyleyken davalının “” markasını kendi adına tescil ettirdiğini öğrendiklerini, davalının müvekkilinin markasından haksız yarar elde etmeye çalıştığını, başvurunun kötü niyetle gerçekleştirildiğini, müvekkili markasının tanınmış marka olması nedeniyle davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2010/9727 nolu markanın hükümsüzlüğüne ve davalı adına tescilli alan adı olanalan adına ilişkin tahsisin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, aresinin davacının tespit edilen tanınmış kimliği ile özdeşleştiği, davalının tescilinin davacının tanınmışlığından faydalanmak kastıyla yapıldığı ve bu haliyle MK'nın 2. maddesine de aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davalı adına nezdinde tescilli 2010/09727 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ancak alan adı kullanımın tahsisinin iptali edilmiş ise de tescilli bir markanın kullanımından kaynaklandığı ve iptal edilinceye kadar korunmadan yararlanması gerektiği gerekçesiyle buna ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,alan adının iptaline yönelik dava esasen haksız rekabet hükümlerine tabi olup, somut uyuşmazlık bakımından tescilli marka hakkının kullanımıyla bir ilgisi de bulunmadığından mahkemenin alan adının iptali isteminin reddine yönelik gerekçesi isabetli değilse de, temyiz edenin sıfatı itibariyle bu hususun bozma nedeni yapılamayacak olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
./..
-2-
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy