Taraflar arasında görülen davada verilen 04.07.2013 tarih ve 2013/598-2013/241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirketin ortağı ve ana sözleşme ile atanan müdürü olduğunu ve 18.12.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 3 nolu gündem maddesi uyarınca alınan karar gereği müdürlük görevinden azline karar verildiğini, ana sözleşme ile tayin edilen müdürün müdürlük görevinden ortaklar kurulu kararı ile alınamayacağı ve ortaklardan birinin şartları varsa müdürlük görevinden azli için dava açması gerektiğini ileri sürerek anılan kararın iptalini, yargılama süresince şirket yönetiminin kayyıma devrini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu kararın yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 6102 sayılı yürürlüğe girmeden önce 30/01/2012 tarihinde tescil edildiği, şirket ana sözleşmesinde müdürün azline ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, ana sözleşmenin 13. maddesi ile işbu esas muvakalede mevcut olmayan hususlar hakkında hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği, ana sözleşme tescil edilirken yürürlükte bulunan mülga müdürün azli ile ilgili hükümlerinin ana sözleşme madddesi haline geldiği, bu nedenle olaya 6102 sayılı uygulanamayacağı, 6762 sayılı 543. maddesinin yollamasıyla 161. maddesine göre anasözleşme ile atanan müdürün, müdürlük yetkisinin ortaklar kurulu kararı ile kaldırılmasının mümkün bulunmadığı, bunun için ortakların dava açması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 18.12.2012 tarihinde yapılan olağanüstü ortaklar kurulunun 3 nolu gündem maddesi ile davacının müdürlük görevinden alınması ile ilgili kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
.../...
-2-
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy