Taraflar arasında görülen davadaverilen 09/07/2013 tarih ve 2012/105-2013/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin açılmış mevduat hesabının davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi, doğru bilgi vermemesi ve yüksek faiz vaadleri ile kandırılarak hesaplarına aktarıldığını aslında paranın davalı banka tarafından kullanıldığını, bu durumun ceza yargılaması ile de açıklığa kavuştuğunu, davalı bankanın güven ve vekalet ilişkisini kötüye kullandığını ileri sürerek, 6.400.00 TL'nin 21/12/1999 tarihinden itibaren vade sonu olan 12/01/1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının parasını yatırdığı devirler sonucu son olarak davalı ile devir suretiyle birleştiği, ye husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle hakkındaki davanın husumetten reddine, bankayı temsil ve yönetime yetkili olanların görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiiller nedeniyle bankanın sorumlu olduğu, yapılan haksız ve hukuka aykırı işlemlerin banka yönetim kurulunun bilgisi ve iradesi içinde yapıldığının ceza mahkemesi kararı ile belirlendiği, davacının iradesinin fesada uğratıldığı ve bu suretle hesaplarına para yatıran davacının haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz kaldığı, davacının davalı bankadan havale ettirdiği 6.000,00 TL'yi havale tarihinden itibaren
.../...
işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini talep edilebileceği gerekçesiyle, davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne dava dilekçesindeki faiz başlangıç tarihine ilişkin taleple bağlı kalınarak hükmedilen alacağa 21/12/1999 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-Davalılardan aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş olduğundan kararı temyiz etmekte hukuki yararı mevcut değildir.Dosyada borcu üstlenen sıfatı ile de yer almadığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı. vekilinin temyiz istemine gelince: Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin, temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, temyiz eden davalılar harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 27/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.