Taraflar arasında görülen davada verilen 01/07/2013 tarih ve 2008/787-2013/280 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve ile birlikte davalı şirkette ortak olduğunu, müdürlüğünü yaptığını, 2003 yılında ortaklar arasında anlaşmazlık çıktığını, davalı ortağın basiretsiz yönetimi sonucu kamu kurumlarına ve 3. kişilere büyük miktarda borçlanıldığını, çalışanların işten çıkarıldığını, faaliyetinin sona erdirildiğini, şahsi menfaatler doğrultusunda şirket mallarının suistimal edildiğini, kararlarda müvekkilinin onayının alınmadığını, defter ve belgelerin müvekkiline gösterilmediğini, müvekkil ve oğlunun şirkete sokulmadığını, bu hususların şirket amacının gerçekleşmesini ve şirketin devamını olanaksız kıldığını, 3 yıldır zarar eden şirketin 10 yıl boyunca kar payı dağıtmadığını ileri sürerek TTK'nın 551/2 maddesi uyarınca müvekkilinin haklı nedenlerle ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesini, tasfiye işleminde öncelikle müvekkil hissesinin diğer hissedarlar tarafından reel değeri karşılığında satın alınmasını, TTK'nın 551/4 maddesi uyarınca esas sermayeyi aşan şirket malvarlığından ödenmesi, bunun mümkün olmaması halinde şirketin fesih ve tasfiyesini, tasfiye sonucunda ortaya çıkacak alacağın banka reeskont faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket ve vekili, iddiaların doğru olmadığını, kriz nedeniyle şirketin faaliyetlerini tatil ettiğini, bu sebeple borçlandığını, asıl kusurun davacıya ait olduğunu, davacı ve oğullarının şirkete ait malları satarak zimmetine geçirdiklerini, davacının şirkete ait makinelerin satışına ilişkin faturaları çok düşük bedelle düzenlediği, yine bir takım usulsüz işlemlerle şirketi zarara uğrattıklarını, bu usulsüz işlemlerin önüne geçmek için kapı kilitlerinin değiştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı vekili yargılama esnasında da, davacı vekilinin müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi ve çıkma payı alacağının tahsili davasından vazgeçtiğini, bu yönde bir karar verilemeyeceğini ileri sürmüş ve şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... , ..., ..., ... şirketin feshini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ilk talebinin çıkma payı alacağına ilişkin olduğu, ancak 03.03.2011 tarihli duruşmada ayrılma talebinden vazgeçildiğini, bilirkişinin bu vazgeçmeyi gözden kaçırarak çıkma payı alacağı hakkında rapor düzenlediği, bu rapor sunulduktan sonra davacı vekilinin yeniden çıkma payı miktarına göre inceleme yapılmasını talep ettiği, bu hususun usul tekniği açısından mümkün olmasına rağmen HMK'nın 29'ncu maddesine aykırı görüldüğü, çelişkili davranış yasağı kapsamında kaldığı, bu durumda çelişkiden önceki davranışa itibar edileceği, ayrıca çıkma payı alacağının şirketin devamının mümkün bulunması halinde kabul edildiği, sadece kağıt üzerinde var olan, malvarlığı tespit edilmeyen şirket gözetildiğinde çıkma talebinin kabulünün bu müessesenin yapısına aykırı olduğu, müdür ulsüzlük yaptığı iddiasının davacı yönünden şirketten çıkma ve çıkma payı alacağı talebinin kabulüne yol açmayacağı, bu iddianın ancak şirket müdürünün azli için haklı sebep teşkil edeceğini, davadan çok daha önce hukuk ve ceza davalarının açılmasına da sebebiyet veren uyuşmazlıkların bulunduğu, şirketin devamında hiç bir yararın kalmadığı, şirket malvarlığına rastlanmadığı, kazanç elde edemez ve karar alamaz hale geldiği, şirket müdürünün vefatından sonra temsilci bile atanamadığı, diğer ortakların da şirketin feshini talep ettikleri gerekçesiyle davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, davacı hissesinin satın alınmasına, esas sermayeyi aşan şirket mal varlığından ödeme yapılması hususlarına ilişkin çıkma ve alacak davası yönünden, davalı gerçek kişiler mirasçıları olan, ..., ..., ... ve yine diğer davalılar ..., ... aleyhine açılan davanın ve yine davalı şirket tüzel kişiliği aleyhine açılan davanın ve tüm davalıların her biri yönünden ayrı ayrı reddine, davalılar aleyhine açılan bu talebin reddi nedeni ile bu defa davacının sicil numarasına kayıtlı davalı ... nin fesih ve tasfiyesine yönelik olarak açtığı davanın, davalı şirket yönünden kabulüne, tasfiye sonucu alacağın tahsiline yönelik talep hakkında sonuç, tasfiye sonucuna göre belli olacağından, bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, şirketin fesih ve tasfiye talebi yönünden, davalı gerçek kişiler aleyhine açılan davanın, pasif husumet yokluğundan reddine, şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı asil ve davacı vekilinin 03.03.2011 tarihli celsedeki beyanları ile dava dilekçesindeki terditli talebi daraltarak sadece şirketin feshini istemiş bulunmalarına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 31/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy