Taraflar arasında görülen davada verilen 19.09.2013 tarih ve 2012/199-2013/241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin, taşıtanı davalı taşınması işini üstlendiğini, bu konuda konşimento düzenlendiğini, malların varma limanına ulaştırıldığını ancak gönderilen firmanın malları almadığını, 1057 ve 1059 maddelerine uygun olarak malların bir depoya tevdii edildiğini ve gönderilene bildirildiğini, varış tarihi olan 14.04.2010 tarihinden son hesaplamanın yapıldığı 11.10.2010 tarihine kadar malların teslim alınmadığını, varış limanında donatan ödenmesi gereken ordino ücretinin 36,00 Euro, malların teslim alınması için beklenilen süre zarfında oluşan demuraj ücretinin 5.379,00 Euro olduğunu, depoya malların yükletilmesi, taşıma masrafı, depoya indirilme ücreti ve paketlenme ücreti ile 31.05.2010-2011 arası için depo ücreti nedeniyle ödeme yapıldığını, davalının bu ücretleri ödememesi nedeni ile kendisine 05.11.2010 tarihinde ihtarname gönderildiğini ileri sürerek, dava tarihi itibari ile 9.139,98 Euro alacağını faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında ticari ilişki bulunmadığını, firmasıyla davacı arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin ihracat işlerinin yapıldığı firmasıyla alım satım anlaşmasının yapıldığını, malların teslim edilecek şekilde anlaşıldığını, fatura gereği mal bedelinintarafından ödendiğini, müvekkilinin taşıtan konumunda olmadığını, müvekkilinin forwarder şirketi olduğunu, taşımanın Hyaptırıldığını, taşıma konusu malların teslim edildiğini, müvekkili şirketin talimatı olmaksızın davacının malları boşaltarak depoya tevdii etmesinin yasal bir dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
.../...
-2-
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılan navlun sözleşmesine göre asıl taşıyıcı taşıma sözleşmesinde taşıtan olarak değil yükleten olarak yer aldığı, davacı firmanın navlun bedeli olarak talep ettiği alacağı kestiği 08.03.2010 tarihli 368735 numaralı fatura ile talep ettiği, bu faturada gönderen olarak , gönderilen olarak ise yer aldığı, navlun bedelinin de yine tarafından 1.680,00 EURO olarak 25.03.2010 tarihinde havale edilerek ödendiği, taşıyıcı firma olan davacının, malları gönderen/yükleten nin fabrikasından alıp önce ile yapmış olduğu ayrı bir alt taşıma sözleşmesi ile 18.03.2010 tarihinde taşıttığı, bu malların yüklendiği numaralı konteynır ile önce taşındığı, daha sonra taşınıp tahliye edildiği, malların gönderilen tarafından teslim alınmamış olup taşıyıcı tarafından bir depoda bırakıldığı, davacının mallar üzerinde hapis hakkı bulunduğu gibi bu hakkını kullanmadığı takdirde taşıtana müracaat etmesi imkânının da bulunduğu, davacının taşıma sözleşmesinin tarafı olan yerine yükletene karşı dava hakkını kullandığı, davalının taşıtan olmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy