Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 13/06/2013 tarih ve 2008/64-2013/102 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin söz yazarı, besteci, yorumcu ve müzisyen olduğunu, 15/10/2005 tarihinde davalı ile 3 yıl süreli ve 2 albümlük bir albüm yapım-icra sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme kapsamında birinci albümün 2006 yılında piyasaya çıkarıldığını, bu albümle ilgili klip giderlerinin müvekkili tarafından karşılandığını ve birinci albümün birinci klibinin davalıya hazır şekilde teslim edildiğini, davalının birinci albümünün ikinci klibini yapmadığını, ayrıca albümle ilgili reklam ve tanıtım yükümlülüğünü ifa etmediğini böylece bu konuda sözleşmeye aykırı davrandığını, öte yandan sözleşmede üstlendiği ikinci albümü de yapmadığını oysa ikinci albümü birinci albümden 15 ay sonra yapılması gerektiğini, dolayısıyla davalının bu yükümlülüğünü de yerine getirmediğini böylelikle de sözleşmeye aykırı davrandığını, yapılan uyarıya rağmen davalının borçlarını ifa etmediğini bunun üzerine taraflar arasındaki 15/10/2005 tarihli sözleşmenin, tazminat ve cezai şart dava hakkı saklı tutularak 24/10/2007 tarihinde müvekkili tarafından feshedildiğini, sözleşmenin 7. maddesinde sözleşmeye aykırı davranan taraf yönünden 200.000 USD cezai şart öngörüldüğünü davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle bu cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek ile şimdilik 10.000 USD cezai şartı dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ise faiz talebinin banka döviz mevduat faizi olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ilk albüm için video klip yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin yükümlülüklerini fazlasıyla yerine getirdiğini, ikinci albümün yapılamamasının en büyük nedeninin, davacının kendisi olduğunu, müvekkilinin ciddi maddi sıkıntılarla uğraştığını ayrıca müzik piyasasının yaşadığı sıkıntılar ve sorunlar nedeniyle ikinci albümün yapılamadığını, davacının sözleşmeyi feshederek ikinci albümün yapımını imkansız kıldığını, ilk albüm için yapılan masrafa rağmen neredeyse hiç satılmadığını, toplam satış adedinin 300 -500 civarında kaldığını, davacının kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini bazı sahne ve promosyon çalışmalarıma katılmadığını aylarca şirket merkezine hiç uğramadığını, müvekkilinin çağrılarına cevap vermediğini, ilk albümün neden 300 adet satıldığını davacının hiç sorgulamadığını, yeni albüm için çalıştıracak kişileri davacının belirleyerek diretmesinin haksız olduğunu, esasen davacının çok başarılı ve tanınan bir sanatçı da olmadığını, albüm yapım sözleşmesi imzalanırken albümün en kötü 50.000 adet satılacağının varsayıldığını, müvekkilinin büyük zarara uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
.../...
-2-
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen 2.bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, birinci albüm yönünden davalının, taraflar arasındaki 15/10/2005 tarihli sözleşmeye uygun davranıldığı ve birinci albümden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiği ancak ikinci albümün yapılmadığı, sektördeki uygulamaya göre bir albüm yapımı için harekete geçmesi gereken tarafın davalı yapımcı olduğu, ancak davalının bunu yapmadığı, birinci albümün beklenenden çok az satması ve davalının bu albümden kar elde edememesinden dolayı davalı yapımcının ikinci albüm konusunda herhangi bir girişimde bulunmadığı, ikinci albümü yapmak istemediği, bu nedenle, davalıyı ikinci albüm yapımı ve sözleşmeye uyması konusunda ihtar eden ancak bundan sonuç alamayan davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğu, davacının haklı nedenle sözleşmeyi feshetmesinin, sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen cezai şartı talep etmesine engel olmadığı, her ne sözleşmede, cezai şartın ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olduğu açıkça belirtilmemekte ise de davacı tarafın, sözleşmeye uyması konusunda davalı tarafı uyardığı ve ikinci albümün yapımı için davalının harekete geçmesi gerekirken bu konuda isteksiz davrandığı, birinci albümün beklendiği kadar satmamasından dolayı davalı tarafın ikinci albümü yapmak istemediği ve yapmadığı, bu tutumun ticari yönden yerinde olmasına rağmen, sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği, davalı tarafın ikinci albümü yapmak istememesi ve yapmaması nedeniyle artık davacının sözleşmeden beklenen faydayı elde etmesi imkanı kalmadığı, bu durumda davacının davalının ediminin ifasını istemekten vazgeçerek uğradığı zararı davalıdan talep edebileceği, davalının zararının ispat güçlüğü nedeniyle sözleşmede öngörülen cezai şartın talep edilmesi mümkün olduğu, her ne kadar sözleşmede öngörülen cezai şart 200.000 USD ise de, davadaki talep 10.000 USD olduğundan, toplam cezai şart rakamının fahiş olup olmadığının ve davalının tacir olmasına rağmen, bu cezai şart miktarından dolayı ekonomik yıkıma uğrayıp uğramayacağının tartışılmasına gerek bulunmadığı, talep edilen cezai şart miktarının somut olayda tarafların sözleşmeye uygun davranmasını sağlayacak nitelikte olduğu, açıkça sözleşmeye aykırı davranan davalı tarafın, davacının zararını karşılaması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000 doları cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarının cinsinden döviz mevduatı için uyguladıkları yıllık mevduat faizi ile birilikte, fiili ödeme günündekiı cinsinden karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 661,30 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy