Taraflar arasında görülen davad verilen 27.06.2013 tarih ve 2011/612-2013/375 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket tarafından yapılan kanal kazısı sırasında müvekkili şirketin sigortalısı olan gaz boru hattının hasar gördüğünü, hasar bedlinin sigortalıya ödendiğini, davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile dava dışı sigortalı arasında 31.12.2009/2010 başlangıç-bitiş tarihli 4043009 poliçe numaralı imzalandığı, taşeronu olarak çalışan davalı şirket,tarihinde Kasımpaşa'da kazı çalışması sırasında iş makinası ile sigortalının toprak altındaki hattına zarar verdiği, davalının doğalgaz borusunun hasar görmesinde asli ve %100 kusurlu olduğu, gaz açma işlemi için fazladan personel çalıştırılmadığı, fazladan araç kullanılmadığı ve fazladan süre harcanmadığı, bu nedenle davalıdan fazla talep edilen gaz açma bedelinin kaza sonucu oluşan maliyet ile ilgili olmadığı gibi sigortalıyı kaza öncesi duruma getirme ile de ilgili olmadığı, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalını takibin 2.622,53 TL asıl alacak ile 109,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.732,46 TL'ye yönelik itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren asıl alacağın yıllık %9'u geçmemek üzere yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; mahkeme ilamı davalı vekiline
.../...
-2-
02.08.2013 tarihinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesi ise 13.09.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar davalı vekili tarafından gerek 15 günlük yasal temyiz süresi, gerekse katılma yolu ile temyiz için öngörülen 10 günlük temyiz süresi geçirildikten sonra 27.09.2013 günü temyiz edilmiştir. 1086 sayılı HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verebileceğinden, temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin, HUMK'nın 432/4. madde hükmü gereğince süre yönünden REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 21,50 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy