Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 25.06.2013 tarih ve 2012/489-2013/651 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın 18/01/2006 tarihli genel ticari kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı 40.000 TL kredi kullandırıldığını, davalı ...'in de müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile bu sözleşmeye imza attığını, borcun ödenmediğini ileri sürerek, 7.000 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel ticari kredi sözleşmesindeki ...'in farklı kişi olduğunu, müvekkilinin dava konusu sözleşme ile ilgisinin bulunmadığını, imza kendisine ait olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu kredi sözleşmesine kefil olan ...'in baba adının oğlu olduğunun anlaşıldığı, isim benzerliği nedeni ile davalıya dava açıldığı, bu durumda davalının taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına, 28.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy