Taraflar arasında görülen davadaozmaya uyularak verilen 05.03.2013 tarih ve 2012/319-2013/82 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilleri gerçek kişiler ile davalılar arasında yapılan 27.05.2005 tarihli anlaşmaya göre davacı şirkete ait hisseleri davalılardan 164.500 TL'ye devraldıkları, bu miktarın 10.000 TL'sinin peşin ödendiği, 88.000 TL'sinin devirden sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, kalan 66.500 TL'sinin ise şirketin 31.05.2005 tarihine kadar olan döneme ait maliye ve SSK borçlarına karşı kullanılmak üzere davacı alıcıların uhdesinde kaldığını, davalıların 27.05.2005 tarihine kadar olan döneme ait şirket borçlarından sorumlu olduğunu, 2001 yılında yapılan vergi incelemesinde oluşmuş cezalar, vergiler, fonlarla ilgili ve 2002, 2003, 2004 yıllarına ait ödeme emirlerinin müvekkillerine tebliğ edildiğini ve müvekkillerinin ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek asıl davada ödenen 16.000 TL, birleşen 2007/547 Esas sayılı dosyada 6.229,37 TL ve birleşen 2009/63 Esas sayılı dosyada 13.924,29 TL'nin davalılardan ödeme tarihlerinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, ödemelerin şirket tarafından yapıldığının iddia edildiğini, davacı şahısların aktif dava husumet ehliyetinin bulunmadığını, hisse devrinden sonra maliye tarafından 2001, 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait gider kalemlerinde yanlışlıklar olduğu gerekçesiyle vergi tahakkuk ettirdiğinin davacılar tarafından müvekkillerine bildirildiğini,
.../...
-2-
ancak müvekkillerinin şirket kayıtlarında usulsüz işlem olmadığı, bu tahakkuka ve cezalara karşı davacılara dava açılması gerektiği yolundaki taleplerinin davacılar tarafından kabul görmediğini, davacıların dava açmaması nedeniyle vergi, ceza, fon ve faizlerinin kesinleştiğini, davacı şirketin basiretli tüccar gibi davranmayarak zarara kendisinin sebep olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı gerçek kişilerin şirket adına ödeme yaptıkları iddiası nedeniyle iadenin ancak şirket tarafından istenebileceği davacı ... Ltd. Şti. yönünden ise, uyulan Yargıtay bozma ilamı uyarınca, bu davacının dahi bir ödemesinin bulunmadığının anlaşıldığı ve davasının esastan reddine karar vermek gerektiği, ancak şirket yönünden alacağının daha sonra Mehmet Kaya tarafından temlik alınmış olması nedeniyle karar metninde ve başlığında bu kişinin de isminin gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davacı gerçek kişilerin açmış oldukları davanın aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacı şirketin ve temlik alan Mehmet Kaya’nın davasının ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar ve temlik alan vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacılar ve temlik alan vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar ve temlik alan vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 51,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 26.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy