Taraflar arasında görülen dava Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/11/2010 tarih ve 2010/316-2010/851 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılardanvekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince İtalya'da mukim dava dışı firmaya teslim edilmek üzere gönderilen ve davalı tarafından taşınması üstlenilen 456 koli emtiadan 105 kolinin davalı tarafçamanın ihracat bedelinin 23.000 Euro'luk kısmını müvekkiline ödemediğini, ayrıca müvekkilinin 4.156 Euro KDV ödemek zorunda kaldığını, davalı taşıyıcının taşıma işini gereği gibi ifa etmemesi sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 23.456 Euro'nun faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalımüvekkilinin TTK'nın 808. maddesi anlamında taşıma işleri komisyoncusu olup, taşıyıcının diğer davalı olduğunu, yüklemeyi fiilen yapan davacı gönderen ile adına hareket edenler tarafından depoda unutularak, eksik yüklenen 105 kolinin sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, yüklemenin davacı gönderene ait olduğunu, mallarda hasar ya da kaybın söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, yüklemenin depoda ve davacı tarafça yapılmış olduğunun dosya kapsamı ile kanıtlanmış olması nedeniyle teslimin eksik yapılmasından dolayı davalı tarafın sorumluluğundan söz edilemeyeceği, bu durumun aksinin yani davalıların kusurundan doğan şekilde eksik ifanın gerçekleştiğinin ispat edilemediği, dolayısıyla davalıların sorumluluktan kurtulacakları gerekçesiyle davalı aleyhine açılan davanın kanıtlanamaması nedeniyle reddine, diğer davalı aleyhine açılan davanın ise takipsiz bırakılması ve 3 aylık süre içinde yenilenmemesi nedeniyle HUMK 409/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
.../...
-2-
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olu edenden alınmasına, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy