MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/06/2013 tarih ve 2012/477-2013/353 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 14.10.2007 tarih 3 O 45/07 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu yabancı mahkeme kararında, kararın 24.10.2007 tarihinde davalıya tebliğ edildiğinin bildirildiği, mahkeme karar tarihinin 04.10.2007 olduğu, davacılar vekiline kararın tebliğine ilişkin belgeleri sunması yönünde yargılamanın başından bu yana süreler verilmesine ve bozma sonrası 16.04.2013 tarihli duruşma oturumunda sonuçları ihtar edilmek suretiyle kesin süre verilmesine rağmen davacılar veya vekilleri tarafından tebliğ belgelerinin sunulamadığı, davacılar vekili tarafından da kararın Bakanlık aracılığıyla tebliğ edildiğine ilişkin bir iddiasının bulunmadığı, benzeri davalar da dikkate alındığında ... Usül Hukuku'nda kararların doğrudan posta yoluyla tebliğinin gerçekleştirildiği ve postaya verildiği tarihten itibaren iki hafta sonrasında tebliğ edilmiş sayıldığı, olayımızda da davalıya yapılan karar tebliğinin kesin süre ihtarında da belirtildiği üzere doğrudan posta yoluyla gerçekleştirildiğinin kabulü gerekeceği, bu durumda yapılan tebligatın yukarıda belirtildiği üzere Türkiye'nin koyduğu çekince nedeni ile geçerli kabul edilemeyeceği, tebliğ hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy