Taraflar arasında görülen davada verilen 06/11/2012 tarih ve 2010/1235-2012/533 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin tek imza yetkilisinin diğer davalı olduğunu, dava dışı şirketler kurduğunu, bu şirketlerinde tek imza yetkilisinin de yine gerçek kişi davalı olduğunu, davacının bu şirketlerden biri olan tarihli sözleşme yaptığını, bu sözleşme ile 50.000verilerek bu şirkete sessiz ortak olunduğunu, ödenen bedel karşılığında kar payı ile birlikte asıl paranında iade edileceğinin belirtilmesine rağmen, bu yabancı şirketin iflas ederek kapandığını, paraların davalı şirkete aktarıldığını, davacının zararından her iki davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, ödenen 50.000 bugünkü karşılığı olan 25.564,60 Euro olduğunu belirterek bu miktarın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının davalı şirkete ortak olmadığını, ödendiği belirtilen paraların yabancı şirkete verildiğini, dolayısıyla davalıların pasif husumetlerinin ve sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının dava dışı yabancı şirkete 50.000vererek 29/01/1999 tarihinde sessiz ortak olduğu, aynı tarihte davacının feshi ihbarı kullandığı, buna göre ortaklığın 30/01/2003 tarihinde sona ereceğinin belirtildiği, ancak ortak olunan iflas ederek kapanması sonucu davacının parasını alamadığı, bu şirketin tek imza yetkilisinin davalı ... olduğu, davalı gerçek kişinin yapılan yargılamasında yurtdışında hukuka uygun ancak paravan olarak kurduğu şirketlerin hiçbir ticari faaliyette bulunmadığı, amacının yurtdışındaki vatandaşlardan toplanan paraların davalı şirket ve diğer davalının şahsi hesaplarına aktarmak olduğu ve bununda gerçekleştiği, bu aktarımların hukuki olmadığının belirlendiği, buna göre dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu, ancak Yargıtay aşamasından geçtikten sonra davanın ceza zaman aşımı nedeni ile ortadan kalktığını, bu hususun masak raporlarında da ayrıntılı olarak belirtildiği, dava dışı tek ortağı ve imza yetkilisinin davalı gerçek kişi olduğu, bu şirketin iflas etmeden önce 1998 yılı sonu itibariyle davalı şirkete ortak olarak girdiği, 1998 yılı içinde satın aldığı Jetpa Holding hissesinin %15'ini davacının
.../...
-2-
para yatırdığı diğer dava dışı sattığı, bu suretle şirket arasında organik bağın bulunduğu, tüzel kişiliği kendisini oluşturan kişilerden ayrı ve bağımsız olmasına rağmen hukukun yasakladığı bir sonucu elde etmek veya getirilmiş bir yükümlülükten kurtulmak amacı ile tüzel kişiliğin bağımsız yapısının arkasına saklanıldığı hallerde TMK 2. maddesinin uygulanacağı, hakkın açıkça kötüye kullanılmasının söz konusu bulunduğu hallerde tüzel kişi perdesi arkasına gizlenerek yasanın dolanılması hallerinde "perdenin aralanması" ilkesinin uygulanması gerektiği, davalılar ile yurtdışında kurulan şirketler arasında güçlü bir hukuki ve fiili organik bir bağın bulunduğu, buna göre davalıların husumet itirazlarının yerinde olmadığı, gerekçesiyle, davacının dava dışı yabancı şirkete yatırdığı 50.000 Euro karşılığının 25.564,60 Euro olduğu, davacının bu parayı davalılardan talep edebileceği anlaşılmakla davanın kabulü ile 25.564,60 Euro'nun fiili ödeme günü tarihindeki TL karşılığının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bend dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak talep döviz olarak tahsile ilişkin olup 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi uyarınca yabancı para borcunu sözleşmede daha yüksek gecikme faizi kararlaştırılmadığı haldeo yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı öngörüldüğü halde yasal faize hükmedilmesi doğru değilsede bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının sonuç bölümünün 1 nolu bendinin bu alacağa ibaresinden sonra gelen kısmının çıkartılarak yerine "dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi uyarınca o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz uygulanmasına" ibaresinin eklenilmek suretiyle kararın düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy