MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davadan dolayı ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/09/2013 gün ve 2013/63-2013/359 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin iki hissedarlı olup, müvekkilinin %20 hisse sahibi ortağı olduğunu, müvekkilinin davalı şirketten çalışan sıfatı ile 2006 yılı içerisinde emekli olduğunu sonrasında ise destek primi ödenmek kaydıyla finans müdürü olarak işe başladığını ancak, kendisinin katılmadığı ortaklar kurulu toplantısında iş akdinin sona erdirildiğini, diğer hissedarın aynı zamanda müvekkilinin eşinin erkek kardeşi olup, müvekkili ile eşinin çekişmeli boşanma süreci nedeniyle müvekkilinin diğer ortak karşısında şirket yönetiminde sıkıntılar yaşadığını, müvekkilinin şirketin çok önemli iş bağlantılarını sağlıyor olması nedeniyle boşanma sürecinden sonra da şirkette kaldığını ve şirket için mali açıdan çok önemli ve karlı bir anlaşmanın müvekkilinin çabalarıyla imzalanmasından sonra işten çıkartıldığını, müvekkili aleyhinde müdürlük görevinden alınıp işten çıkartılması öncesinde de haksız suçlamalar ile suç duyurusunda bulunulduğunu ve böylece müvekkilinin şirketten uzaklaştırılmaya çalışıldığını, müvekkilinin birçok kez gerek e-mail, gerekse noter marifeti ile hiçbir birimine girmesine izin verilmeyen şirketin gidişatı ve hesapları ile ilgili bilgi istediğini ancak verilmediğini, müvekkilinin şirketin faaliyet konusuna girmeyen hukuki olarak da sıkıntıya gireceği yasak faaliyetlerin yapıldığı duyumu üzerine davalı şirkete faaliyet ve hesapları hakkında bilgi ve inceleme isteminin ihtar edildiğini, cevabi ihtarname ile isteminin reddedildiğini, müvekkilinin tamamen ailevi meseleler sebebiyle hissedarı olduğu şirketteki işinden haksız olarak çıkarıldığını, şirkete girmesinin yasaklandığını, şirket faaliyetleri ve hesapları hakkında bilgi edinme ve inceleme haklarının elinden alındığını, halen şirketin usulsüz faaliyetleri ve parasal hareketlerinin doğrudan şirkete ve hissedar olarak müvekkiline zarar verebilecek boyutta olduğunu savunarak, TTK uyarınca müvekkilinin hissedarı olduğu davalı şirket bünyesinde bilgi edinme ve inceleme haklarının kullandırılarak, ister tek başına ister yetkilendireceği mali müşavir veya muhasebeci eşliğinde şirket hesaplarını, defterlerini, banka kayıtlarını, ödemeleri, bilançoları vb. kayıt ve belgeleri inceleyebilmesine, bu sebeple gerek kendisinin gerekse yetkilendireceği mali müşavir veya muhasebeci ile birlikte şirketin ilgili birimlerine girebilmesine izin verilmesine, verilecek olan iznin uygun tarih ve zaman aralıkları belirlenerek, uygun periyodik aralıklarla kullanılabilmesinin sağlanmasına, izin üzerine yaptırılacak incelemenin layıkıyla yaptırılmaması, zorluk çıkarılması, bilgi, belge ve defter eksikliği ve talep edilecek belgelerin gerçekleri yansıtmaması gibi hususların gerçekleşmesi halinde uğranılacak maddi ve manevi zararlar ve suç duyurusunda bulunma hakkının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şirketin hak ve menfaatlerini ağır derecede ihlal ettiğini ve ayrıca özellikle son bir yılda gerek şirket çalışanlarına, gerek şirketin büyük ortağına, gerek şirket vekiline ve gerekse şirket için 3. şahıs konumundaki kişilere karşı bir çok kez kabul edilemez ölçüde kontrol dışı, yasa ve hukukla bağdaşmayan agresif davranışlar sergilediğini, haksız fiillerle devamlı çevresine zarar veren biri olduğunu, bu nedenle davacının bilgi edinme ve inceleme hakkı talebinin reddedildiğini kaldı ki davacının eylemleri nedeniyle şirket ortaklığından çıkartılması için ayrıca bir başvuru dahi yapılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davalı şirket hissedarı olup, şirket ortağı olarak şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde TTK'nın 614 vd. maddelerine göre şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi edinme ve inceleme yetkisine haiz olduğu ve ayrıca ortağın edindiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanma tehlikesinin de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının davalı şirket defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapmasına izin verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6012 sayılı TTK'nın 614. maddesine dayanan ortağın bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması hususunda izin verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece verilen karar davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş ise de TTK'nın 614/3 madde ve fıkrası uyarınca mahkemece verilen kararın kesin olması nedeniyle temyizi kabil bir karar değildir.
HUMK'nın 432/4 madde ve fıkrası ile 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyizi kabil olmayan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davalının HUMK'nın 432/4'üncü maddesi uyarınca, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nın 432/4'üncü maddesi uyarınca REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 16.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy